} ?>

Babacan’ın, tam göbeğinde yer almadığı tek ihanet

Siyaset insanları şekilden şekile  sokuyor.. Çatısı altında bulunduğu partinin mensubu iken ihanet ediyor bunuda sonra itiraf ediyor.. Ali Babacan geçtiğimiz  günlerde bu itiraflarını dile getirmişti.. ihanet içinde olmadığı nedir diye merak ediyorsanız  yazıyı okuyun..

Tarih 17 Aralık 2013… Türkiye o gün, FETÖ’nün emniyet ve yargıdaki haşhaşilerini kullanarak seçilmiş meşru hükümete karşı başlatacağı 17-25 Aralık darbe girişimine tanıklık edecektir.

Üyeleriyle genellikle subliminal olarak mesajlaşmayı tercih eden Mesiyanik örgüt FETÖ’nün kapatılan gazetesi Zaman’da o gün ilginç bir haber yayınlanır.

“Mahut beste çalar: Mustafa Kemal’in neferleri oluruz” başlıklı, Selçuk Gültaşlı imzalı haberin ilk cümlesi, “Türkiye ile alakadar Avrupalılara ‘en muteber üç Türkiyeli devlet adamı kim?’ diye sorsanız Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan cevaplarını alırsınız” şeklindedir.

O gün sıradan bir analiz gibi duran bu haber şimdi bir ibret vesikası olarak karşımızda duruyor. Haberin ibretlik kısmı, o dönem cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, bir yıl önce (2012) Time dergisinin dünyanın en etkili 100 ismi arasında gösterdiği Ali Babacan ile Sadullah Ergin’in Avrupalılar tarafından tanınması değil…

O gün çalmaya başlayan, güftesi FETÖ’ye ait “yolsuzluk” bestesi sonrası, mezkur kişilerin yavaş yavaş “Mustafa Kemal’in neferleri” konumuna savrulmuş olması.

Sadullah Ergin’i bir kenara bırakarak, devam ediyorum.

Düşünün…

Başkan Erdoğan’ın “kardeşim” dediği, 27 Nisan e-Muhtırası’nı göğüsleyerek cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturttuğu Abdullah Gül, gereken mutabakat sağlanmış olsaydı, az daha CHP’nin çatı adayı olarak “Mustafa Kemal’in neferleri” arasına katılacaktı.

Meğer neferlik hususunda Gül yalnız değilmiş..

2013 yılında Esenboğa Havaalanı’nın VIP salonunda karşılaştığı Kemal Kılıçdaroğlu’na yaklaşarak; “Sizi beğeniyle izliyoruz. Çalışmalarınızı takdir ediyoruz” diyen Güneri Babacan’ın oğlu Ali Babacan da az kalsın “Mustafa Kemal’in neferi” olacakmış.

Öyle ya..

Geçtiğimiz günlerde CHP’nin kanalı Halk TV’de katıldığı canlı yayında, AK Parti üyesi iken Abdullah Gül’ün çatı adaylığı için CHP’nin eşiğini aşındırdığını, hatta görüşmelerin tam göbeğinde yer aldığını, Babacan kendisi itiraf etti.
İhaneti canlı yayında itiraf etti: AK Parti üyesiyken muhalefete çalışmışDEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın Gül’ün çatı adaylığı içinikili oynaması, hatta CHP ile süren görüşmelerin göbeğinde yer alması bana geçmişteki benzer hadiseleri hatırlattı.

Siyasi yaşamı boyunca yalnızca icraatlarıyla gündeme gelen Babacan, aslında hep saman altından su yürüttü, ihanet girişimlerinin göbeğinde yer aldı.

Babacan, 17-25 Aralık kumpasından 2 ay önce, IMF ve Dünya Bankası’nın toplantılarına katılmak için devlet kesesinden ABD’ye giderek FETÖ’nün ABD imamı ve Türk Amerikan Birliği (TAA) Başkanı Faruk Taban, Rumi Forum Başkanı Emre Çelik ve Mahmut Yeter gibi isimlerle bir araya gelip, fotoğraf çektirdi.

Mahut ziyaretten sadece 2 ay sonra gerçekleşen 17-25 Aralık darbe girişiminde, kumpasın odağındaki Halkbank’tan sorumlu Başbakan Yardımcısı olduğu halde FETÖ onu es geçti.

Peki, AK Parti’nin “altın çocuğu” olarak siyasete giren Ali Babacan, 17-25 Aralık darbe sürecinde neden es geçildi?

Tabii ki “altın” yüzünden…

Nasıl mı?

FETÖ yayın organı Zaman, 1 Eylül 2012’de Türkiye’nin İran’la olan ticaretinde ödemelerin altınla yapıldığını duyurmuştu.

Ali Babacan da 23 Kasım 2012’de, iki ülke arasında meydana gelen altın ihracatındaki patlamaya açıklık getirme bahanesiyle, Türkiye’nin İran’dan aldığı gazın parasını TL olarak ödediğini, İran’ın da parayı ABD’nin yaptırımları sebebiyle döviz olarak götüremediği için külçe altına çevirdiğini itiraf ederek, FETÖ’nün kumpasına zemin hazırladı.

Anlayacağınız, Halkbank’a düzenlenen kumpasın göbeğinde de Babacan vardı.

Tabii, Babacan’ın göbeği bu kadarıyla yetinmedi. Gezi Parkı olayları, Babacan’ın bir ABD gezisi sonrası başladı…

Gezi olayları patladığında Babacan, İngiltere’de düzenlenen Bilderberg Toplantıları’nda yer alan tek davetliydi.

Hemen ertesinde şimdinin ABD Başkanı, dönemin ABD Başkan Yardımcısı olan Joe Biden, Amerikan Türk Konseyi’nin (ATC) Washington’daki yıllık konferansında yaptığı konuşmada, Gezi olaylarla ilgili “kaygı”larını dile getirirken, hemen yanıbaşında Ali Babacan oturuyordu.

Başka?!.

FETÖ’nün bankası Bank Asya’nın Ziraat Bankası tarafından satın alınması için görüşmelere başlandığını iddia ederek Haşhaşilerin bankasına cansuyu olan da oydu.

17-25 Aralık iftirası nedeniyle 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmesine ilişkin oylamada bulunmasa da, kıymetli büyüğü Bülent Arınç’a velaket vererek yine sürecin göbeğinde yer alan da kendisiydi.

Peki, Babacan’ın dışında kaldığı hiçbir olay yok mu diye sorarsanız…

15 Temmuz 2016’da ülke FETÖ’cü hainler tarafından işgal edilmeye kalkıldığında, Sayın(!) Babacan, Türkiye dışında yani Amerika’daydı..

Tabii buna “dışında kalmak” denirse!..

Zekeriya Soy/ Yeniakit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir