} ?>

Boğazlar ,Fransa’nın da biz mi bilmiyoruz?

Montrö boğazlar sözleşmesinin  gündemimizi meşgul etmesi devam ediyor, resmi tarih  topluma uydurma bir tarih öğrettiği için cumhuriyet döneminde yapılan hiç bir anlaşma konusunda bir çok insan yeterli bilgiye sahip değil bu anlaşmalar konusunda. Her kafadan bir ses çıkıyor..Bu çatlak seslere Ali Karahasanoğlu cevap verdi..
Kıbrıs Barış Harekatına Giden YolMontrö Sözleşmesi için, aklımızla alay edercesine “Türkiye’nin tapusudur” diyen emekli generaller, emekli büyükelçilere yönelik dünkü yazıma, okurlardan eleştiriler geldi.

Eleştiri yöneltenlerin kim olduklarını, gerçekten bizi bilen, seven, destekleyen okurlar mı, yoksa bizi yönlendirmek isteyen başkalarının emirerleri mi, gayet iyi biliyoruz..

Ama, insaf sahibi insanların değerlendirmeleri için, biraz da olayı basitleştirerek anlatma ihtiyacı hissettim.

Sözleşmelerin maddelerini tek tek incelemek, bazen gereksiz kör noktalarda tıkanmalara sebebiyet veriyor..

Ben değişik bir bakış açısı ile, sözleşmenin tümünü tek bir pencereden irdelemek ve sözleşmenin “kimden yana olduğu”nu size sunmak istiyorum..

Bakalım Montrö Sözleşmesi, Türkiye’ye bir tapu vermek için mi kurgulanmış..

Yoksa..Türkiye’nin tapusunu çalmak isteyenlere yeni haklar icat etmek için mi kurgulanmış, siz takdir edin..

Sözleşme, “Serbesttir..” ifadeleri ile dolu ise..
Anlayın ki, boğazlara kim sahip ise, onun hakları kısıtlanıyor demektir..

Sözleşme, boğazların sahibi konumundaki ülkeye, sürekli “yapamaz”, “edemez” diye emirler yağdırıyorsa, anlayın ki, hakları kısıtlanan, Türkiye’dir..
Laikliğin neticeleri | Gerçekler, Islam, TarihBu ön giriş ile.. Koca adamların, gözümüzün içine baka baka, “Türkiye’nin tapusu” dediği Montrö Sözleşmesi’nhdeki, şehitlerin kanları ile kazanılmış boğazlardaki egemenliklerimiz nasıl ve hangi maddelerle kısıtlanmış, sıralayayım.

“Madde 1: (..) geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesini kabul ederler ve doğrularlar. (..)

Bu özgürlüğün kullanılışı(..)”

Dikkat buyrun..

“Geçemez, gidemez” denilmiyor…

“Geçiş özgürlüğü, özgürlüğün kullanılışı” diyor..

Yani Türkiye bağlanıyor.. Boğazlarda tapusu olmayanlar, hak kazanıyor..

“Madde 2: (..) hiçbir işlem (formalite) olmaksızın, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır (..)

bu gemilerden hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır.(..)

Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.(..)”

Adamlar geçiyorlar..

Tam özgürlükten yararlanıyorlar..

Bir de utanmadan, vergi harç ödenmeyeceğini, sözleşmeye yazdırıyorlar.

Bizim emekli generaller de, bunu Türkiye’nin bir hakkı gibi bize gösteriyorlar..

“Madde 3: geçişleri sırasında başka hiçbir duruş zorunda bırakılmayacaklardır. (..)

Bu yüzden, hiçbir vergi ya da harç alınmayacaktır; (..)”

Ne diyeyim, bir yorum yapmaya gerek var mı acaba?

“Madde 4: Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.

Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.”

Yine özgürlükten yararlananlar Boğazlar’ın sahibi olmayan devletler.

Biz de seyreden mal sahibiyiz.

“Madde 5: Boğazlar’da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.”

Yine özgürlük. Yine özgür olan onlar, mahkum olan Türkiye..

“Madde 6: Kılavuzluk, bir durumda, zorunlu kılınabilecek, ancak ücrete bağlı olmayacaktır.”

Adamların para ödememesi için sözleşme yapılmış, emekli büyükelçiler, “Bu sözleşme bizim haklarımızı düzenliyor” diyorlar. Ya sabır.. Ya sabır!

“Madde 9: ön-bildirim koşuluna bağlı tutulmayacaklar (..)

sınırlamaya bağlı tonajlar hesabına katılmayacaklardır.”

Ön bildirim de yok, izin de yok, geç baba geç.. Burası yol geçen hanı.. Pislikleri de Türkiye temizler artık..

“Madde 10: (..)hiçbir vergi ya da harç ödemeksizin, Boğazlar’dan geçiş özgürlüğünden yararlanacaklardır.”

Ne diyeyim, bu maddeyi buraya koyup, bir de utanmadan “Bu madde Türkiye’nin lehine” diyenlere, yazıklar olsun!

Burdan sonra artık yorum yapmayayım.

Çünkü size sözleşmenin mantığını net olarak verdiğimi sanıyorum.

İşte, boğazlarda tapusu olmayanları hak sahibi yapan, bizi ise köle yerine düşüren diğer maddeler:

“Madde 11: hattiharp gemilerinin (1) Boğazlar’dan geçirebilirler”

“Madde 12: (..) deniz üslerine katılmak üzere Boğazlardan geçirme hakkına sahip olacaklardır. (..)

bu deniz dışındaki tezgahlarda onarılmak üzere de Boğazlardan geçebileceklerdir.”

“Madde 19: Boğazlar’da tam bir geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. (..)

kısıtlamalar uygulanamayacaktır. (..)

bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, bu limanlara dönebilirler. (..)”

“Madde 21: limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, bu limanlara dönebileceklerdir. (..)

Türk Hükümeti, söz konusu önlemlerle, işbu Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca alınmış olabilecek önlemleri kaldırmayı yükümlenir.”

“Madde 23: Türk Hükümeti, Boğazlar’ın yasak bölgeleri dışında, bu geçişe ayrılmış hava yollarını gösterecektir; (…)

tam bir güvenlik içinde geçmeleri için gerekli kolaylıkları sağlayacaktır. (…)

Bir uçuş izninin verilmiş olduğu durumlarda, Boğazlar bölgesinde izlenecek yol belirli dönemlerde gösterilecektir.”

Bunların dışında bir de kendi tapulu yerimizden geçişlerin listesini BM’ye verme yükümlülükleri getirilmiş:

“Madde 24: Türk Hükümeti, yabancı bir deniz kuvvetinin yakında Boğazlar’dan geçeceği kendisine bildirilir bildirilmez, bu kuvvetin kuruluşunu, tonajını, Boğazlar’a giriş için öngörülen tarihi ve, gerekirse, olası dönüş tarihini, Bağıtlı Yüksek Tarafların Ankara’daki temsilcilerine bildirecektir. (…)

Türk Hükümeti, Boğazlar’da yabancı savaş gemilerinin gidiş-gelişini gösteren, ayrıca ticarete ve işbu Sözleşme’de öngörülen deniz ve hava ulaşımına yararlı bütün bilgileri kapsayan yıllık bir raporu Milletler Cemiyeti Genel Sekreterine ve Bağıtlı Yüksek Taraflara sunacaktır.”

Boğazla sanki Fransa’nınmış gibi, sözleşmenin organazisyonunu Fransa üstlenmiş. Böylece suçüstü olmuşlar. Kim hak sahibi, kim tapulu malını başkalarına peşkeş çekiyor, net fotoğrafı çekilmiş:

“Madde 26: Onama belgeleri, Paris’te Fransa Cumhuriyeti Hükümetinin arşivlerine konulacaktır. (..)

Fransız Hükümeti, bundan önceki fıkrada öngörülen tutanakla, sonradan sunulacak onama belgelerinin sunuş tutanaklarının doğruluğu onaylanmış birer örneğini bütün Bağıtlı Yüksek Taraflara verecektir.”

“Madde 28: Bununla birlikte, işbu Sözleşmenin 1. maddesinde doğrulanan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesinin sonsuz bir süresi olacaktır.(…)

Bu ön-bildirim, Fransız Hükümetince, Bağıtlı Yüksek Taraflara iletilecektir.”

Sözleşmede, Türkiye’nin haklarını kısıtlayıp, diğer devletlere haklar tanıyan maddeler devam ediyor.

Ama ben yoruldum..Kusura bakmayın.Gerisini de, emekli generallerimiz, tatil beldelerinde oturup, ahkam keseceklerine, bir zahmet kendileri okuyup, öğrensinler..

Yeni Akit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir