} ?>

Bu Türkiye’yi etkileyecek bir konu..

Yazar Abdurrahman Dilipak, bugünkü köşesinde “Afganistan nereye?” başlıklı bir yazı yazdı. Afganistan’da yaşanan son gelişmeleri köşe yazısında ele alan Dilipak, “Afganistan konusu bugünden yarına çözülecek bir konu değil. Orada herkes var. ABD, İngiltere, Rusya, Çin, İsrail… Zaten bunların varlığı çözümsüzlük için yeter de artar bile. Türkiye, Pakistan, İran da var. Diğer sınır komşuları da…” diye yazdı.
Ülke profili: Afganistan | Al Jazeera Turk - Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar, Türkiye ve çevresindeki bölgeden son dakika haberleri ve analizlerAbdurrahman Dilipak’ın yazısı şöyle:

“Afganistan konusu bugünden yarına çözülecek bir konu değil. Orada herkes var. ABD, İngiltere, Rusya, Çin, İsrail… Zaten bunların varlığı çözümsüzlük için yeter de artar bile. Türkiye, Pakistan, İran da var. Diğer sınır komşuları da. Afganistan dünyanın en çok silahlandırılmış ülkelerinin başında geliyor ve aynı zamanda eroin mafyasının en güçlü olduğu ülkelerden biri.

SSCB 24 Aralık 1979’da Brejnev’in emriyle Afganistan’a girdi. 14 Nisan 1988’de, BM’nin öncülüğünde Cenevre Anlaşması ile 15 Mayıs itibarıyla Sovyet güçleri ülkeden çekilmeye başladı ve 15 Şubat 1989’da SSCB tamamen geri çekilmiş oldu. Tabii arkasında kendine bağlı örgütleri bırakarak ve bunlardan bir kısmını ülkesine çekerek. SSCB bu süreçte 14.453 ölü verdi ve 451 uçak kaybetti. O dönemde hem ABD, hem İngiltere, hem Çin ve hem de Hindistan Rusya’ya karşı Afganistan direniş grublarına destek verdi. Çin Halk Kurtuluş Ordusu birlikleri direnişçileri destekledi ve hatta bazı direniş grubları Çin’de eğitildi ve donatıldı. Çin kendilerine bağlı direniş grublarına yüzlerce uçaksavar füzesi, roketatar ve makineli tüfek desteği sağladı. Hatırlarsanız, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a müdahalesi, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’daki Marksist hükümetin daveti üzerine başlamıştı. KGB, Sovyet yanlısı hükümetin kurulması için ülkede çok önceden yoğun faaliyetler göstermişti.

Afganistan’da Sünni grublar bir türlü bir araya gelemediler. Vehhabilerin devreye girmesi ile zaten işler iyice karıştı. Sufi, Şii, Vehhabi ayrışması ile çatışma, etnik ayrışma yanında, aynı zamanda bir mezhep çatışmasına döndü. Sünni grublar, Cemiyet-i İslami, Şûra-i Nazar, Gulbeddin Hikmetyar, Mektebu’l Hidemat, Halis grubu, İttihad-i İslami, Afganistan İslamî Devrim Hareketi, Afganistan Ulusal Bağımsızlık Cephesi, Afganistan Ulusal İslamî Cephesi gibi teşkilatlar çevresinde toplanıyordu. Şiiler başta Afganistan İslamî Hareketi, Hizbullah, En-Nasr olmak üzere 8 teşkilattan oluşuyordu. Hatta Çin’in destekledikleri birkaç gruptan oluşuyordu. Din, mezhep, ideoloji ve kabileciliğin bunda rolü önemliydi.
Taliban liderleri, Afganistan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda İşte bayrağı da kaldırdıkları yeni görüntüler - Son Dakika Dünya1985’de mücahidlerin sayısı 140.000, SSCB’nin asker sayısı 118.000, Afgan askerinin sayısı ise 55.000 cıvarında kabul ediliyor. SSCB çekilirken arkasında 14.453 askerini bırakmıştı, 53.753 de yaralı. 311 kayıp vardı. Afgan güçlerinin kaybı 18.000’di, yaralı ve kayıp sayısı bilinmiyor. Mücahidlerin can kaybı 100.000’e yakındı. Yaralı ve kayıp sayısı bilinmiyor. Sivil kaybı 700.000 ile 2 milyon arasında tahmin ediliyor. Bu sayılar can kaybı, yaralı, açlık, hastalık sebebi ile ölüm ya da kayıp insanı ifade ediyor.

Afganistan’da ilk insanların varlığı 50.000 yıl önce başladığı kabul edilir. İndus vadisinde yerleşik düzene 9.000 yıl önce geçildi. Kabil Seferi’ne hazırlanırken Baktriyalı Roksana ile evlenen Büyük İskender, MÖ 4. yüzyılda bölgeyi hakimiyetine aldı ve Makedon-Baktriya Krallığı, Helenistik dünyanın doğu serhaddini oluşturdu..
Washington, Orta Asya'da kimi satın alacak?' - Timeturk HaberBugüne gelirken 1. İngiliz-Afgan Savaşı’nda “East India Company” Afganistan’ı kısa bir süreliğine ele geçirdi; ancak bir süre sonra 1919’da ülke İngiliz işgalinden kurtuldu ve Emanullah Han kırallığını ilan etti.. Yarım asra yakın bir süre süren Monarşi sonrası, Muhammed Zahir Şah tahttan indirildi ve cumhuriyet ilan edildi. 1978’de 2. bir darbe gerçekleşti ve Afganistan Sovyet modeli sosyalist bir devlet oldu. Sonrası malum. 11 Eylül ve ABD işgali. 11 Eylül 2001’de ikiz kuleler komplosu hayata geçirildiğinde Pakistan İstihbarat (ISI) şefi General Mahmud Ahmed, ABD’de Kongre ve Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi üyeleriyle kahvaltı yaparken, CIA Başkanı George Tenet’e “Taliban lideri Molla Ömer’in güvenilir biri olduğu” söylüyor ve Laden’le ilişkisini kesmesi söylendiğinde bunu yapacağını söylüyordu. Usame b. Laden’in kullanım süresi dolmuştu. Bu görüşmeden sonra Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e şöyle bir not gönderilecekti: El Kaide’ye, Taliban’a, Laden’le işbirliği yapan unsurlara her türlü destek kesilecek. Teröre karşı operasyonlar için hava sahası açılacak ve istihbarat sağlanacak. Taliban’a petrol sevkıyatı kesilecek. Afganistan-Pakistan sınırlarındaki militan geçişine son verilecek. İlginçtir, ABD Başkanı Carter, muhaliflere destek için gizli “Siklon Operasyonu”nu adı verilen operasyon iznini SSCB güçlerinin Afganistan’ı işgalinden 5 ay 21 gün önce 3 Temmuz 1979’da onaylamıştı!? Cemaat-i İslâmî’nin lideri Burhaneddin Rabbani, İttihad-ı İslâm’ın lideri Abdurrasul Sayyaf, Hizb-i İslâmî’nin lideri Gulbeddin Hikmetyar ve Kuzey İttifakı’nın lideri Ahmet Şah Mesud bu vekalet savaşında geçici bir süre ülkeyi yönetseler de, bu süreçte İslam ülkeleri, insani yardım dışında işin stratejik riskleri ve dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda, hamasi konuşmalar dışında fazla bir destek ver(e)mediler. Zaten böyle bir talep de yoktu.
Birleşmiş Milletler, komşu ülkelerin kapıları açık tutmasını istedi – İktibas Dergisi1979’dan sonrası Pakistan’a göçen 2 milyonu aşkın Afgan mülteci bir direniş cephesi oluşturdu. Dışarıdan gelen yardımlarla Pakistan’da sayıları 13 bini bulan mektep ve medreseler şehid ve gazi çocuklarının eğitim kampına dönüştürüldü. Tüm dünyadan gelen yardımlar yanında ABD, Suudi, BAE ve Çin’den gelen paralarla milyarca dolarlık ciddi bir fon oluştu. Bu rakamın 10 milyar doları bulduğu söyleniyor. 2000’e gelirken eroin artık ülkede önemli bir gelir kaynağına dönüştü. Ve Amerikan işgali, uluslararası bir koalisyonun şemsiyesi altında sürdürülecekti. ABD işgal hareketine askeri olarak 11 ülkeyi ortak etti. 2001’de BM Güvenlik Konseyi kararıyla oluşturulan “Uluslararası Güvenlik Destek Gücü”ne (ISAF) ise 34 ülke katıldı. Aralık 2001’de Bonn Konferansı’nın kararları ışığında 2002’de geleneksel Afgan meclisi toplanıp, Hamid Karzai başkanlığında geçiş hükümetini kurdu. 2006 sonrası operasyon NATO şemsiyesi altına alındı.

“Afyon Türkiye’yi de etkileyen bütün sınır komşuları için tehlikeli bir konu”
Ülkede bugün rüşvet, torpil, her türlü yolsuzluk kol geziyor. Siyasi dengeler altüst olmuş ve bürokrasi yok. Ekonomi mafyanın tekelinde, eğitim yapılamıyor ve yasama, yürütme ve yargı şeklen var. Daha önce % 70’lerde olan dünya afyon üretimindeki Afganistan’ın payı bugün % 90’ları bulmuş durumda.. Bir iç savaşı finanse edecek olan kaynak da afyon olacak gibi. Afyon Türkiye’yi de etkileyen bütün sınır komşuları için tehlikeli bir konu.

Önce SSCB, ardından ABD demokrasi getirecekti, olmadı. ABD geri çekilirken kan ve gözyaşı ile boğulmuş bir Afganistan bırakıyor ardında. 2014’ten beri yönetimde Eşref Gani var. Savaş ağalarının tekeli kırılamadı. İşgal bile Müslümanları bir araya getirmeye yetmedi. Sonuçta Şeytanın varlığı bütün fitne ve fesadın bahanesi olarak gösterilemez. Peki biz neden ve nasıl bu şeytani oyunlara kandık, onların bir parçası olduk? Afganistan giderek müflis devlete dönüşüyor ve bizler de, alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmeti olarak bu sonuçtan sorumluyuz. “Karanlığa küfretmeyi bırakıp, artık bir mum yakma zamanıdır. Karanlık aydınlığın yokluğudur zira. Işık gelince karanlık yok olur. “De ki, Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl yok olmaya mahkûmdur”. Selâm ve dua ile.”

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir