} ?>

Bunlara hesap sorulmadıkça ülkeye huzur gelmez

Nerde bu ülkeye düsman varsa onlara sahip çıkan bir muhalefete sahibiz.  Köklerini araştırsanız kim bilir nerelere çıkacak bir takım oluşumlara sürekli destek vererek kimlere hizmet ettikleri az çok anlaşılıyor.. Kökü dışarda olan oluşumları Ali Karahasanoğlu yazdı..
Kemal Kılıçdaroğlu'ndan HDP'ye 8. yıl dönümü mesajı5 yıl önce idi.. Henüz 15 Temmuz hain darbe girişimi yaşanmamış, ama dedikoduları tavan yapmıştı..

PKK başkaldırmış..

HDP, 2015 yılındaki iki seçimde % 10 barajını, CHP’den aldıkları ödünç oylarla geçmenin şımarıklığına “Özerklik ilanları” ile eklemeler yapmıştı..

Hendekler kazılmış..

Güvenlik güçlerinin giremeyeceği ilçe ilanları yapılmıştı..

Düşünebiliyor musunuz..

Sınırlarınızın içinde, şu ilçede bu ilçede, terör örgütü mensupları hendekler kazıp..

“Bu hendekten içeriye, güvenlik güçleri giremez” diyerek devlete meydan okuyorlar..

“Devlet o hendekleri, kazan teröristlere nasıl mezar yapıyor, izleyin görün” karşı atağı ile, operasyonlar başlayınca..
Kılıçdaroğlu, Demirtaş, Kaftancıoğlu ve İmamoğlu birlikte tiyatroya gitti |  Independent TürkçeBoğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin öncülüğünde, değişik üniversitelerden bini aşkın öğretim üyesinin imzası ile, “Barış İçin Akademisyenler Bildirisi” yayınlanıyor..

Bugün unuttuğumuz o bildiri metninden sizlere bölümler aktaracağım..

Bu bildiri sebebi ile üniversitelerden ihraç edilen öğretim üyelerini, belediyelere alıp, onları maaşa bağlayan CHP’nin, terörist yaltakçılığına nasıl prim verdiğini göstereceğim..

O günlerdeki siyasi tartışmalar içinde, gözlerden kaçırılan bildiri metni içindeki hainlikleri gözler önüne sermeye çalışacağım..

Elin gavuru ABD Başkanı’nın, sözde soykırım ile ilgili açıklamasına karşı çıkar gibi yapan CHP’lilerin..

Biden’ın açıklamasındaki sözlerin çok daha ağırını sarfeden o akademisyenlere nasıl sahip çıktıklarını ifşa edeceğim..

Bakın, bildirideki ifadelere:

“Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.”

Bu sözler, düşünce özgürlüğü müdür?

Bu sözler, alçaklık değil de, fikir özgürlüğü müdür?

Bu sözler, üzerinden 5 yıl geçtikten sonra söyleyelim, “İftira” değil midir?

Sur’da, Silvan’da, Nusabyin’de, Cizre’de sokağa çıkma yasakları ile vatandaşlar açlığa, susuzluğa makum edilmiş!

Bu nasıl bir hainliktir?

Bu nasıl bir alçaklıktır?

Bu nasıl bir iftiradır?

Devlet, ortada hiçbir şey yok iken, vatandaşlarını açlığa mahkum etmek için sokağa çıkma yasağı ilan eden, zalim bir devlet ise..

5 yıl önce yaptığını, sonrasında 5 yıl içinde niye tekrar tekrar yapmadı?

Niye başka ilçelerdeki insanları da açlığa mahkum etmek için, susuzluğa mahkum etmek için, sokağa çıkma yasağı ilan edip, ardından da oradaki vatandaşları açlığa mahkum etmedi?

Akademisyenlerin verebilecekleri cevapları var mı?

Yok..

Çünkü yalan söylüyorlar..

İftira atıyorlar..

793 güvenlik görevlisinin şehit olduğu o olaylarda, kazılan hendeklerin ortadan kaldırılması için devletin aldığı tedbirleri, sanki vatandaşları öldürmek için, durup dururken alınmış kararlar gibi göstermeye çalışıyorlardı..
O tarihte henüz İyi Parti kurulmamıştı ama..

MHP içinde siyaset yaptıkları için, bu akademisyenlere yüksek perdeden, bugünün İyi Partilileri de karşı çıkmışlardı..

Ama tablo karşımızda..

Bildiri önümüzde..

Bu bildiriye imza atanlarla kol kola giren, onları kendi yönetimlerindeki belediyelerde maaaşa bağlayan CHP’liler karşımızda..

“Bildirideki ifadelerde, Biden’ın sözlerini çok daha aşan iftiralar var” derken..

Abartmıyorum..

Bakın, o bildirinin devamında, hangi cümleler yer alıyor:

“Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.”

Devlet, Sur ilçesinde, “kasıtlı ve planlı kıyım yapıyor”muş..

Bre ahlyaksızlar, bre vicdansızlar..

Devlet, 2015-2016’da kasıtlı ve planlı olarak Sur ilçesinde kıyım yapmış ise..

Cizre’de kasıtlı ve planlı kıyım yaptı ise..

PKK’lıları o tarihlerde o hendeklere gömdükten sonraki 5 yıl içinde..

PKK’lılar hiçbir ilçede varlık gösteremediği süreçte..

Niye benzer hiçbir “kasıtlı-planlı kıyım”a teşebbüs etmedi?

Demek ki, devletin yaptığı, “kasıtlı ve planlı kıyım” değil imiş!

Toplumun huzurunu korumak için yapılan, zorunlu bir güvenlik önlemi imiş..

Devlet, kasıtlı ve planlı bir kıyıma niyeti olsa..

Karşısınadki terör örgütü kafasını çıkartsa da, çıkartmasa da..

Bir bahane bulup, aynı kastılı ve planlı kıyımı tekrarlamaz mı?

Son 5 yıl içinde, sadece Güneydoğu illerimizi içeren sokağa çıkma yasağı hiç ilan edildi mi?

O günlerdeki olayların sıcaklığı içinde..

Devlete bir iftira attınız..

Akademisyen olduğunuza da bakmadınız..

Üç kuruşluk teröristlerin söylemleriyle, bildiri imzaladınız..

Sonrasındaki 5 yıl içinde, rezil oldunuz. Söylediklerinizin hiçbirisinin doğruluğunu gösteren bir olay yaşanmadı..

Ama utanmadınız..

Yine saldırganlıklarınıza, başka vesilelerle devam ettiniz..

O bildiriden bir bölüm daha aktarıyım, Biden’ın bile bunların yanında, ak kaşık kaldığını örün..

“Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini..”

Şu sözleri doğru kabul eden, devletin o tarihte, Kürt halkına karşı bir katliama giriştiğini iddia edebilecek, bugün bir tek kişi var mı?

O tarihte, PKK’lı teröristleri yakalamak için, bölge halkının geçici olarak bir başka yerde ikamet etmesini öneren devletin niyetinin, “sürgün” olduğunu, bugün hangi vicdan sahibi söyleyebilir?

Bu bildiriyi hazırlayanlar, sözümona öğretim üyeleri.. Bunlar, üniversite düzeyinde, ögrencilere sözümona ilim öğretiyorlar..

Heyhat..

Neyse ki, büyük çoğunluğu, ihraç edildiler..

Ama sahip çıkanlar, CHP’li belediyeler oldu..

Şimdi o CHP ile, İyi Parti kol kola..

“Öğrenci andımızı kaldıramazsınız” diyen İyi Partililer ve CHP’lilerden..

“Devlet, Kürt halkını katletti” diyen öğretim üyelerini maaşa bağlayan CHP’lilerden ve onlarla kirli ittifakını sürdüren İP’lilerden yargı önünde hesap sorulmadıkçca..

Bu ülkeye huzur gelmez..

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir