} ?>

Emekli general, “ortaçağ karanlığı” ile neyi kastediyor?

Zaman zaman düşünüyorum, “Bu ülkede koca koca makamlara gelen insanlar, bu kadar mı çapsız, bu kadar mı basit düşüncelere sahip” diye..

“Nasıl olabilir, en basit bir muhakemeyi bile yapamayan kişiler şu şu makamlara nasıl gelebilir” diye hayret ediyorum..

Bu genel bir sorun..

Ama bugünkü somut örneği, tümgenerallik rütbesinden emekli olan Ahmet Yavuz.

Son günlerde bir bardak suda fırtına kopartılıp, Bakara Suresi’nin 114. ayetini okuyan Mustafa Demirkan Hoca üzerinden, yine Atatürk tartışması açtılar ya..

O konuyu kaşımaya devam ediyorlar..

Hani haklı gerekçelerle tartışsalar..

“İddiaları yere basıyor. Dayanakları sağlam” diyeceğim..

Ama lütfen söyler misiniz, şu cümle, tümgenerallik yapmış bir insanın ciddiyetine yakışıyor mu:

“Bir hezeyanla karşı karşıyayız. ‘Ne olursa olsun ayakta kalalım’ demeleri ortaçağ karanlığından medet ummaya kadar savrulmalarına yol açtı.”

“Hezeyan” dediğiniz nedir?

“Ne olursa olsun, ayakta kalalım” diyen kim?

“Ne olursa olsun ayakta kalalım” derken, kim ne yapıyor?

“Ortaçağ karanlığı”ndan kastınız ne?

“Savrulma”dan kastınız ne?

Evet, tümgeneral emeklisi bu sorulara cevap verebilir mi?

Özellikle “ortaçağ karanlığı”na..

Bugün birinci sayfamızda bir haberimiz var..

Savunma sanayisinde çok önemli kuruluşlarımızdan birisi olan Aselsan’ın son 19 yıllık serüveni özetlenmiş.

Türkiye’nin savunması ile çok yakından ilgili, TSK’nın görevini kolaylaştıran savunma sektöründeki en güzide kuruluşumuz olan Aselsan, 19 yılda 52 misli büyümüş.

Bu devasa büyümeye rağmen..

Emekli tümgeneral, “ortaçağ karanlığı”ndan bahsediyor..

Ortaçağ karanlığına gömülen birisi varsa, belki de o “ortaçağ” söylemi üzerinden bugünkü devasa büyümeyi göremeyen tümgeneralin bizzat kendisidir..

Halkından kopuk olan, “Namaz kıldığımız” cümlesini bile kuramayan. “Namaz kıldıkları” diye cümleye başlayan bu tümgeneral eskisinin bizzat kendisidir,. “ortaçağ karanlığı”na gömülen..

İfadesini aynen alıntılayayım ki, “Çarpıtmışsınız” demesin:

“Namaz kıldıkları mukaddes camilerin bulunduğu güzel İstanbul’u yedi yılda iki defa kurtaran adamla kavga ediyorlar! Hadleri değildir.”

Biz namaz kılıyoruz da, siz kılmıyor musunuz, Ahmet Bey?

Hani sorsam, adınızın kaynağını..

Hz. Peygamber’in isimlerinden birisi olduğunu bile bilmezsiniz belki.

Kimbilir, utanır, “Ortaçağ karanlığından gelen bir isim” de diyebilirsiniz belki..

Kastı, Ayasofya’da hafızlar merasiminde yapılan dua ile ilgili, anlıyoruz..

Ama o duada, “Mustafa Kemal” ismi geçti mi, söyleyebilir misin, Ahmet Bey?..

“Atatürk” ismi geçti mi, Yavuz Bey?..

Sakın, “Söylemeye gerek yok, biz o kadar aptal değiliz” demeyin..

Eğer bir ayetin okunması üzerinden, “Atatürk’e hakaret edildiği, Atatürk ile kavga edildiği” sonucunu çıkarırsanız..

Ben de sizin, “ortaçağ karanlığı” sözünüzden “İslam’a hakaret ettiğiniz, İslam ile kavga ettiğiniz” sonucunu çıkarırım ki..

Benim çıkarımım, sizin anlamsız ve “Havada bulut var dediğine göre. Bana ördek demek istedin”e benzeyen çıkarımınızdan çok daha isabetli olur..

Yapmayın..

Durduk yerde kavga çıkartmayın..

Sizin söyleminizin benzerini, karşınızdaki insanlar da çıkarırlarsa, bu ülkenin yaşanmaz hale geleceğini düşünün..

“Türkiye, Atatürk’ün yolundan sapmasıyla günümüzdeki birçok soruna zemin hazırladı.”

Sorsak bu paşaya..

“Atatürk’ün yolundan ne zaman sapıldı” diye?

Ne cevap verir acaba?

Bıyık altından “19 yıldır saptılar” diyecektir ama..

Son 19 yıldır, Türkiye’nin savunma sanayiinde nasıl kalkındığını Aselsan örneği ile verdim..

İHA-SİHA’larla vermeye devam edebilirim.

PKK terör örgütü ile en ciddi mücadelenin son 5 yıl içinde yapılabildiğini hatırlatarak, emekli generalin suratına, unutamayacağı şamarı indirebilirim..

Ne demektir bu, “Atatürk’ün yolundan sapıldı” muhabbeti?

Atatürk’ü günlük siyasi tartışmalara konu eden, biz miyiz, siz misiniz?

Biz unutmuş iken..

Atatürk dönemindeki yanlışları önümüze koyan siz misiniz, biz miyiz?

Uzun süredir, İş Bankası üzerinden CHP’nin hisselerini konuşmuyorduk.

Bir anlamda unutmuştuk..

Dün yine bize hatırlattı, Ahmet Yavuz paşa..

Ne dedi?

İfadesi aynen şu:
“Babamız Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etmişti. Sözleri kulaklarımda küpedir: ‘Çalmayan, çaldırmayan tek adam Atatürk’tür; bütün varlığını da millete bağışlamıştır’ derdi. İyi ki bu günleri görmedi!”

Ben “Şu çaldı, bu çalmadı” diyecek durumda değilim..

Ama emekli paşa, şu an maaşını tıkır tıkır alırken..

O maaşına asgari ücretlinin üzerinde zam yapan siyasi iktidarın nimletlerinden güzel güzel yararlanır iken.

Büyük bir nankörlükle, büyük bir hainlikle “Çaldılar” suçlaması yapıyor..

Halkın % 52,6’sının oyu ile cumhurbaşkanı seçilen isme, çaktırmadan iftira ediyor..

Yıllarca TSK’ya sızmasına seyirci kaldıkları FETÖ’nün söylemleri ile, o FETÖ’yü devletten tasfiye eden Tayyip Erdoğan’a, suç iftirasında bulunuyor..

Şunu bile düşünemiyor: “Çalmayan, çaldırmayan tek adam Atatürk ise. Sen de tümgenerallik rütbesine kadar gelen eski bir bürokrat isen. Sen de kendini çalan ve çaldıranlar arasında zikrediyorsun demektir.”

Akıllarını kaybetmişler..

Kin ve nefretleri, kendilerini ne dediklerini bilmez bir düşmanlık içine düşürmüş..

PKK’nın Türkiye sınırları içinde bir toprak parçasına talep etme söylemini boşverin..

Suriye’nin kuzeyinde bir PYD devleti kurmasını bile önleyen bugünkü iktidarı, bakın nasıl suçluyor, aynı nankör adam:

“Kan akıtarak kazandığımız bağımsızlığımızı, Atatürk’ün yolunu tam olarak takip etmediğimiz için kaybetme noktasına geldik.”

Bağımsızlığımızı kaybetme noktasına gelmedik..

Tam aksine, taçlandırdık, Ahmet paşa..

Hem de size rağmen taçlandırdık..

Hem de, size tam sayfa siyasi iktidara sövme imkanı tanıyan Cumhuriyet’e rağmen taçlandırdık..

O Cumhuriyet ki, daha iki gün önce, S-400 üzerinden ABD uşaklığı yaparak, “Biden’a jest olsun diye, Rus subayları kovduk” yazdı.

Ertesi günü Türk yetkililerin açıklaması ile değil, Rus yetkilinin ağzından cevabını aldı: “Eğitimi tamamladık, ülkemize döndük.”

Eğer minnacık utanmanız kaldı ise..

Kremlin’in sizi yalanlayan bu cevabından sonra insan içine çıkamaz hale gelirsiniz ama..

Nerede sizde o utanma?

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir