} ?>

Erdoğan’a üç teşekkür borcu var..

Yirmi sene önce bu ülkede başörtüsü ile okumak ve çalışmak isteyenlerin önüne chp denilen oluşum yasakçı dayatmaları çıkıyordu fakat  o günlerin etkisinden kurtulupta rahata erenler şimdiler de geçmişi unutup Erdoğan karşıtlığı yapmakta adeta yarış içindeler..İşte bu gibileri deşifre eden  çok güzel bir yazı yeni akit yazarı Ali Karahasanoğlu’ndan geldi..

İmam hatip lisesini bitirmiş, üniversite imtihanına başörtülü olarak girip Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nüne kaydını yaptırabilecek puanı almış, Şeyma kızımız.

Ne güzel. Tebrikler. Ama başarıda en büyük pay Şeyma kızımızın olsa da..

Şeyma kızımız bizi affetsin..

Şeyma kızımızın şu an Boğaziçi Üniversitesi’nde okuması (benim nezdimde Boğaziçi’nin bir önemi yok ama), kendisi için çok önemli ise..

Buna imkan hazırlayan Tayyip Erdoğan’a da bir teşekkür etmesi lazım.

Üstelik..

Bir değil, en az üç defa teşekkür etmesi lazım.

Hayır, hayır..

İnsanları tabulaştıran bir mantığım yok.

İnsanlar vesiledir.

Ama nankörlük de edemem..

Kişilerin çabalarını, direnişlerini, çalışmalarını takdir etmek, teşekkür etmek, hepimizin boynunun borcudur.
Başörtü yasağının kalkmasında da..

İmam hatip liselerinin tekrar yaygınlaşmasında da..

O liselere, sol kafanın tüm çığırtkanlıklarına rağmen, diğer liselerle eşit tecrübede öğretmenleri görevlendirmesinde de..

İmam hatiplere üniversite imtihanında uygulanan katsayı zulmünün kaldırılmasında da..

Tayyip Erdoğan’ın çabasını inkar edemezsiniz.

Bu açıdan..

Şeyma kızımız, bugün Boğaziçi’nde okumasını kendisi açısından önemli bir başarı olarak görüyorsa..

Bundan dolayı Tayyip Erdoğan’a üç defa teşekkür etmesi gerekir..

Düzce’deki Anadolu İHL’nin, “CHP’lilerin, HDP’lilerin, “Bu yobazlardan ne çekiyoruz ya’ diyen gaylerin lezbiyenlerin karşı propagandaları”na rağmen, Şeyma kızımızın Boğaziçi Üniversitesi’ne girebilecek puanı tutturacak kadar iyi bir eğitim veren öğretmenlerini, diğer liselerden fark gözetmeksizin atayan Erdoğan’a teşekkür etmesi gerekir..

Şeyma kızımız, kendisinin temel hak ve özgürlüklerini hiçbir şekilde kısıtlamayan Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasına itiraz ediyor ama..

Eğer Tayyip Erdoğan adım atmasa idi..

İmam hatiplere uygulanan katsayı zulmü sonlandırılmamış olsaydı..

Şeyma kızımız aldığı puan ile, bugün Boğaziçi’nde değil, bir tek ilahiyatta (Benim için ilahiyat çok daha değerli.. Ama birileri Boğaziçi’ni tabulaştırdığı için, onların nazarından bakarak söylüyorum) okuyabilirdi..

Devam ediyorum, Erdoğan’a teşekkür etme sebep listesine.

Eğer Erdoğan’ın dik duruşu olmasaydı, ne imam hatip liselerindeki başörtü yasağı kalkmış olurdu, ne de üniversite imtihanlarına başörtülü olarak girebilme imkanı olurdu.

Belki de Şeyma kızımız, öğrencisi olduğu üniversitenin rektörünün atanmasına bile isyan eden bir direnişçi ruhunda olduğuna göre, başını açıp üniversite imtihanına girmez, “Peruk takarak imtihana girmek, benim için zuldür” der, ne üniversite imtihanına girerdi, ne de Boğaziçi’ni kazanabilirdi..

Dahası var..

Hani Şeyma kızımız bugünkü isyancı ruh örneği ile, peruk takarak üniversite imtihanına gireceğini düşünemiyorum ama..

Bir anlığına..

Şu veya bu sebeple, bu tavizi vermiş olsaydı bile..

İmtihana gireceği salondaki, bugünlerde kendisine alkış tutan CHP kafasından bir öğretmen, pekala “Bu peruk ne? Perukla da giremezsin” diyerek,  Şeyma kızımızı imtihan kapısından geri çevirebilirdi..

Ya Şeyma kızım..

İşte böyle..

Bir değil, üç teşekkür borçlusun, Erdoğan’a..

İşin daha acıklı yanını söyleyeyim mi, Şeyma kızım?

Tayyip Erdoğan, senden/benden teşekkür almak için, o mücadeleyi vermedi. O yasakları kaldırırken, bizim teşekkürümüzü hedeflemedi..

Allah rızası için, o gayreti gösterdi, Allah da ona bu imkanı verdi..

Ama işin daha acıklı yanı şu..

Şeyma kızımızı bugün dandik bir rektör seçimindeki tavrı sebebi ile alkışlayanlar..

Tam da..

Şeyma kızımızın Boğaziçi’nde okumasını önlemek için, karşısına üç tane, birbirinden yüksek set çeken isimlerin ta kendileriydi..

Hatta ilahiyatta bile okuyamazdın sen, Şeyma kızım..

Hatırla..

Sahi, senin hatırlaman mümkün değil..

Ya kundakta idin, ya da daha yeni tay tay yapıyordun..

Seni küçümsemek için değil, bu sözüm..

Çok büyük laflar etmemen için..

Çünkü bende kundakta idim, bir zamanlar..

Ben de “tay tay” yapıyordum bir zamanlar..

Hatta yapamıyor, düşüyordum, bir zamanlar..

Bunlar küçümseme değil, hayatı anlama araçları..

Senin de hayatı anlaman için hatırlatıyorum..

2000 yılı idi.

Zekeriya Beyaz, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne dekan olarak atanmıştı..

Şu an, sana alkış tutan çevrelerin elindeki YÖK tarafından..

Senin gibi sosyoloji mürekkebi ile boyanmış o Zekeriya Beyaz, İlahiyat Fakültesi’nde başörtüyü yasaklamıştı, biliyor musun Şeyma kızım?

O yasağı da, şimdi “Bu ne ya.. Bu ne? Boğaziçi’nde öğretim üyesi olan kimse yok muydu ki, bu üniversite ile ilgisi, sadece bu üniversitede doktora yapmak olan birisini başımıza rektör olarak atadın” diye itiraz ettiğin Tayyip Erdoğan kaldırdı..

Hem de..

Senin, “Bizim öğretim üyelerimizden birisi rektör olmalıydı” diye savunduğun, aslında hiçbir temel hak ve özgürlük ile ilgisi olmayan o atamaya karşı çıkışınızdaki gereksiz isyanızın tam aksine..

Bir temel hakkın kısıtlanması ile karşı karşıya kalan senin özgürlükçü üniversitenin öğretim üyeleri, o tarihte bahçeye çıkıp, ellerinde afişlerle, başörtü yasağını protesto etmemişlerdi..

Onların sessizliklerine rağmen, Erdoğan darbeci generallerle mücadele edip, o yasağı kaldırdı..

Bak Şeyma kızım..

Dün Boğaziçi Dayanışması adına hazırlanan iki sayfalık metne bir bak..

Gaylere, lezbiyenlere destek var ama 25 yaşına gelmiş babaların, erken evlilik yaptıkları için atıldıkları cezaevi mağduriyetlerine söz yok..

Berkin Elvan’lara atıf var ama sokakta öldürülen Yasin Börü’den bahis yok..

Roboski’deki şüpheli olayı hatırlatma var, Selahattin Demirtaş’a atıf var ama Kobani bahane edilerek öldürülen Kürt vatandaşlarımızdan bahis yok..

O bildiride Hrant Dink var ama Bayram Ali Öztürk Hoca yok.. Hızır Ali Muradoğlu Hoca yok. Haksız yere 27 yıldır cezaevinde olan Sivas mazlumları yok..

İşçiyi tekmelediği iddia edilen AK Partili var ama daha son gösterilerde polis aracını taşlayan arkadaşlarınız yok..

Sen onları tanımazsın, Şeyma kızım..

Şu an sana alkış tutan. Senin “İnsan hakları” diyerek birlikte görüntü verdiğin o arkadaşların. (Tabii ki bizzat kendileri değil. Onların kafasındaki anne-babaları.)

28 Şubat sürecinde, evlerindeki kediye, köpeğe gösterdikleri sevgiyi, şefkati, senin başındaki örtüyü taşıyan kızlara göstermediler, Şeyma kızım..

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir