} ?> 397422074886350_397442148217676 } ?>

Hakem okurlarımız olsun..

Bir kaç gündür gündemi mesgul eden , Alpaslan Kuytul meseli var gözaltına alınmaları , cami’de bir bekçinin arbede sırasında biber sıkmadı ve sonrasında gelişen olaylar , Ali Karahasanoğlu bugün farklı bir yaklaşım gösterip kendisi yorumlamak yerine bu konuyu okuyucuların yorumlamasını istedi işte o yazı..

Bugün sizin hakemliğinize müracaat edeceğim..

Kendi görüşümü aktarma yerine..

Doğrusunu sizin söylemenizi isteyeceğim..

Konu ne?

Mustafa Kamalak..

Konu ne?

Alpaslan Kuytul..

Mustafa Kamalak’tan başlayalım..

Saadet Partisi Genel Başkanlığı yapmış, deneyimli bir hukukçu..

17-25 Aralık öncesini hiç konuşmuyorum.

Öncesinde bizim de aldandığımız yönler olduğu için..

En azından, “17-25 Aralık sonrası”nı bir çözelim..

Eğer 17-25 Aralık sonrasında herkes FETÖ’ye mesafe koydu ise..

Sonrasında da..

“17-25 Aralık öncesinde de olsa, kimler bu yapıya aldanmış, onlardan da hesap soralım” diyelim..

Ama bakıyoruz..

17-25 Aralık sonrasında bile, FETÖ’ye yardım edenler gırla..

Bunların arasında, Mustafa Kamalak da var..

Bunu hatırlatıyoruz kendisine..

“Niye böyle yaptınız? 17-25 Aralık’tan sonra dahi, FETÖ’cülerin ekmeğine yağ sürecek açıklamaları niye yaptınız” diyorum..

O bana, 17-25 Aralık öncesindeki bir Akit nüshasını gösterip, “Bakın, bakın ne yazmışsınız” diyor..

Ben de okuyucuya müracaat ediyorum..

17-25 Aralık’tan sonra bile, FETÖ’cülerin yalanları ile AK Parti’ye saldıran Mustafa Kamalak mı haklı?

Yoksa..

Dersane tartışmaları ile birlikte, FETÖ’nün yaptıklarından şüphe eden ve dersane konusunda kesinlikle FETÖ’yle ayrışan..

17-25 Aralık’tan sonra ise, FETÖ’cülerin hainliğini görüp, artık bu yapıyla ölümüne mücadeleyi başlatan Akit mi?

Haksız mıyım?

Dandik bir kriterle mi, Mustafa Kamalak’ın karşısına çıkıyorum?

Olayı, işime geldiği gibi çarpıtıyor muyum?

17-25 Aralık’tan sonra bile, taaa 2015’lere kadar, FETÖ’cü medya organlarına çıkıp, onları onore eden birisi, bana nasıl, 17-25 Aralık’tan önceki bir başlığı sorabilir?..

Sen, 17-25 Aralık’tan sonra bile, o yapıyla kol kola girmişsin..

17-25 Aralık’tan önce bu yapının hainliğini söyleyen birisi var ise, gelsin bana sorsun..

Ama, 2015’te FETÖ’nün kanalına çıkıp, dindar yöneticileri yerin dibine batırmaya çalışan bir siyasetçi, bana 17-25 Aralık öncesindeki başlığı nasıl sorabilir?

Şunu da hatırlatayım..

Kamalak’ın bize sorduğu gazetemiz nüshasında da, FETÖ’ye bir destek yoktur.

Tam aksine o nüsha, CHP’nin ilkesizliğini tescilleyen bir başlıktır.

Çünkü CHP, 2013 öncesinde, Fetullah Gülen’i hoca sanıp, onu bitirmeye kalkışmıştır..

17-25 Aralık’ta bu yapının dindar olmadığı, CIA’in kuklası olduğu ortaya çıkınca, “Ha bunlar hoca değilmiş” deyip, onlarla birlikte hareket etmişlerdir..

İşte bu riyakarlığı gösteren CHP Genel Başkanı ile birlikte, 2014’ün sonrasında dahi defalarca Samanyolu Haber’e çıkıp, FETÖ’nün kanalında, onları meşrulaştırma çabasına giren ve açıkça “Bunlara terörist diyemezsiniz” aklamasını yapan Mustafa Kamalak, nasıl olur da, bir başkasını, taaa 17-25 Aralık’tan önceki söylemi ile suçlayabilir?

Takdir okuyucunun..

“Mustafa Kamalak haklı, o Samanyolu Haber’e çıkıp, ‘Bunlar terörist değil’ demiş olsa bile..

Onun 2014’deki, 2015’deki bu sözleri önemli değil..

O tarihte siz FETÖ’yle mücadele ettiğiniz halde, Mustafa Kamalak haklı” diyorsanız..

Ne diyebilirim ki?

Bir başka benzer konu da..

Alpaslan Kuytul konusu..

Mümkün olduğu nispette, Kuytul olayına dağinmemeye çalışıyorum..

Onun amaçladığı tartışmalara malzeme çıkartmamaya çalışıyorum..

Ama son olayda..

Buyrun siz söyleyin..

Kuytul konusuna girmemekte haklı mıyım, değil miyim?

Yapılan ne?

Başörtü yasağı olduğu dönemde, polisle tek bir tartışma yaşamamış bir grup..

İmam hatipler kapatılırken..

Kur’an kursları kapatılırken, hiçbir devlet görevlisi ile küçücük bir tartışma yaşamamış olan Kuytul grubu..

Şimdi..

Eşinin çarşafından başlayın..

Tüm faaliyetlerine kadar hepsinin özgür şekilde yürütülmesine zemin hazırlayan AK parti iktidarına karşı..

Şu salgın döneminde..

Dini kavramları istismar ederek, kavga çıkartıyorsa..

Cami içinde nahoş görüntülerin yaşanmasına sebep oluyorsa..

Ben bu olayda, Kuytul’culara hoşgörü ile nasıl yaklaşabilirim?

Gerekçelerini, “İtikaf” olarak gösteriyorlar..

Hz. Peygamber’in sünnetini tartışmak hiçbirimizin haddi değil..

Ama, Allah’ın emri başörtü yasaklandığında bile kimseye bir direniş gösterme cesaretinde bulunmayan Kuytul’cular, şimdi salgın döneminde, Müslümanların sağlığını tehlikeye atmama amacı ile itikafın evlerde yapılması hususundaki tavsiyeye karşı çıkıyorlarsa..

Dikkat buyrun..

Bir farzın ifası ile değil..

Bir sünnetin ifası için..

Üstelik o sünnetin ifasını tehir noktasında İslam alimlerinin de çoğunluk kanaati var iken..

O itikafı, kendileri açısından çok önemli görüyorlar, ise..

İtikafın manasını gerçekleştirecek şekilde..

İtikafı evlerinde namaz kıldıkları odalarında yerine getirebilecek iken..

Ki, İslam alimlerinin bu yönde görüşleri ortada iken..

“İlla da illa. Biz camide itikafa gireceğiz” deniliyorsa..

“Bu tavrın, itikafın gerçek anlamı ile bir ilgisi yoktur” yaklaşımımı haksız bulabilir misiniz?

İtikaf ne?

“Kendini hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak.”

Dini kavram olarak da, “ibadet amacı ile, dünyevi düşüncelerden uzak olmaya çalışmak” manasında..

Peki, Gaziantep’teki o cami içindeki görüntüler, itikafın sözlükteki ve ıstılahi anlamına uygun görüntüler midir?

“O görüntülere biz sebep olmadık.. Güvenlik güçleri o görüntülere sebebiyet verdi” denilmesi, bir aldatmacadan ibaret değil midir?

Bütün dünyada salgından milyonlarca insanın öldüğü bir süreçte, itikaf amacında olduğunuzu iddia ederken, cami içinde kavgalara sebebiyet verilmesi, kendini alıkoymak mıdır?

Yoksa,

Dünyevi hırslarla, dini kavramları istismar etmek midir?

Hakemliğimizi okuyucu yapsın..

Karar sizlerin..

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir