} ?> 397422074886350_397442148217676 } ?>

Karşı karşıyayız

Yamış olduğu tarihi ve günümüzdeki olaylarla olayları derinlemesine inceleyen Abdurrahman Dilipak  yakın zamana ve günümüze  ışık tutan bir yazı kaleme almıs..Bir takım gelişecek olayları  enine boyuna değerlendiren  yazarın bu yazdıkları yabana atılacak şeyler değil.
31 Mart Vakası nedir“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.” (Nisâ-36) Allah (c.c), o kibirlenen, zulmeden, İlahlık (İnsanların üzerine kendi heva ve heveslerine göre hüküm koyan) ve Rablik (İnsanları kendi heva ve heveslerine göre terbiye etmeye çalışan) taslayan sevmediklerinin işlerini sarp dağlara sardırır. Onları birbirlerinin başına musallat eder.

Hep darbecileri lanetliyoruz da, düşünelim, o darbeciler nasıl başımıza musallat oldular. Geçen 28 Şubattı, önümüzde 31 Mart var.
Yakın tarihten ibretlik bir sahne: 31 Mart vakasıAllah (c.c) zalimleri eğer bizim üstümüze musallat etmişse, bunda birkaç muradı olmuş olabilir. Ya biz zalimlere meylettiğimiz, onlara benzemeye çalıştığımız için Allah onları bizim başımıza musallat etmiştir. Ya da bu bir imtihandır ve Allah bizim ellerimizle o zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek, bizi muzaffer kılmak istemektedir. Ya da bütün bunlar bir imtihandır. Zira Allah (c.c) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir!
Postmodern darbe'nin üzerinden 23 yıl geçtiBiliyorsunuz, bizim geleneğimizde “Haksızlıklar karşısında susmak dilsiz şeytan olmak demektir”. Bize, “zalimlere yardım etmeyin, ateş size de dokunur” denmiştir. Evet, Hud 113’te şöyle denildi: “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.”

Evet, içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden (Biz, onlara yardım eder, onların zulmüne karşı çıkmaz değil, onlar karşısında sessiz kalanlardan olursak) korkarım biz de helak olanlardan oluruz!

2. dünya savaşından sonra, daha doğrusu 1950’den sonra 2010’a kadar dünyada 475 darbe girişimi olmuş, bunun 239’u başarısız olurken 236’sı başarılı olmuş.

Herhalde, Allah’ın ipini bırakanları, Allah (c.c) Bill’in adamlarının eline bırakıyor. Zulmeden ve zalimlere boyun eğer, Allah’tan korkmayıp onlardan korkan Allah’ın ipini bırakıp, onların ipine tutunanların vay haline!

Bugün tarihin en büyük darbelerinden biri ile karşı karşıyayız. Global Reset, insan neslini hedef alan, yeryüzü ölçekli bir darbe tehdidi.

2. dünya savaşından bu yana bütün darbelerin arkasında ABD ve onların suç ortağı NATO var. Darbeye giden süreçteki terör eylemleri, ekonomik ve politik terör eylemleri, bunların mafya, medya, sermaye, siyaset, bürokrasi, akademi, iş dünyası ve sanat çevreleri, STK’lar bunların suç otakları.

5’li çeteleri unutmadık. Silahlı kuvvetlerin yarım bıraktıkları işleri silahsız kuvvetler devraldı. 5 çeteyi oluşturanlar kimlerdi: DİSK, TİSK, TÜRK-İŞ gibi, daha önce asla bir araya geleceklerini sanmadığımız örgütler. İşaret aldıkları gün bir yerlerden hepsi kanka oldular. Soğuk savaş süresince hep bunu gördük ama gerçekleri anlamak istemedi içimizden birileri.

Darbeciler ABD’nin uşağı! Bunu bugün bilsek de çevremizde benzer oyunlar oynanmaya devam ediyor. Feraset olmayınca tekrar tekrar aynı delikten ısırılıyor ve aynı çukura düşüyoruz. ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in, dünyadaki bütün darbelerde parmaklarının olduğunu itiraf etmiş. Zaten hiç saklamadılar ki! 28 Şubat’ı mı sakladılar, 12 Eylül’ü mü, 15 Temmuz’u mu! FETÖ’nün, PKK’nın birer Amerikan projesi olduğunu bilmiyor muyuz? Bunu kimler içimizde nasıl örgütlediler bilmiyor muyuz? Belki biliyoruz da, bana kalırsa bu kirli oyunu tam olarak anlamış değiliz.
İşte darbe girişiminin FETÖ bağlantılarıŞeytanı biliyoruz, onun kirli oyunlarını da. Ama yine de şeytanın oyunlarına alet olmaya devam ediyoruz.

ABD’nin DP’li Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in, dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleşen darbeleri kastederek, “Bu taktikleri geçmişte denedik. İyi niyetli olsalar da işe yaramadılar” sözlerini bir kenara not edelim de, darbe öncesi, sırası ve sonrası darbecilerle iyi ilişkiler kuranların da, varsayalım iyi niyetli olduklarını kabul edelim. Ama şunu da unutmayalım: “Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir”. Şeytan da insanların bu iyi niyetlerini kullanarak, onları Allah’la aldatmayı denerler. 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 darbe teşebbüsü, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat post modern darbesi ve son olarak FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğu tescillense de, ben gerçeklerin tümü ile günyüzüne çıkartıldığından ve bu olaylardan gereken dersi çıkartıp, ona göre stratejiler geliştirdiğimizden emin değilim.

Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek, ama biz hep kendimizi bırakıp, başkalarını değiştirme derdindeyiz. Merhametimiz gazabımızdan, sevgimiz nefretimizden büyük olmadan biz bu mücadeleyi kazanamayız. Unutmayalım, kederler paylaşıldıkça azalır ve mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır. Kendiniz için istediklerinizden başkalarına pay ayırmıyorsanız, kaçtığınızı sandığınız şeye doğru koşuyor olacaksınız ve elinizdekilerden de mahrum kalacaksınız. Allah’ın ipine tutunanlar ise mahzun olmayacaklar. Selam ve dua ile.

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir