} ?>

Mahkemede Diyanet Başkanı mı, avukatlar mı savunuyor?

“Basın özgür olmalıdır” diyorlar..

“Tabii özgür olsun, katılıyoruz” diyoruz.

Yetinmiyorlar, “Sosyal medyada da herkes özgür olmalı” diyorlar..

“Hakaret olmadıkça, tabii ki herkes özgür olsun” diyor, muhteremlere destek çıkıyoruz.

“Özgürlük.. Ah özgürlük” diyorlar..

“Hemfikiriz” diyoruz.

Sonra birden tornistan yapıyor, arkadaşlar..

Gaddar mı gaddar..

Zalim mi zalim..

Despot mu despot..

Vicdansız mı vicdansız bir profille karşımıza dikiliyorlar..

“Susturun şu gazeteyi.. Kapatın şu internet sitesini.. Boğun şu televizyonu” diyorlar..

Susturulmasını, kapatılmasını, boğulmasını istediği gazete, internet sitesi ve televizyonunun hepsinin de başına, tahmin etmişsinizdir, “Akit” ismini yerleştiriyorlar..

“Akit gazetesini.. Akit internet sitesini.. Akit televizyonunu.. Kapatın. Cezalandırın. Engelleyin.” diyorlar..

Ama, muhteremler kendileri için özgürlük istiyorlar..

Cezasızlık istiyorlar..

İyi de..

O özgürlük, sadece size mi beyler?

Serbestlik sadece size mi bayanlar?

Bu riyakar tutumun son somut örneği kim?

Ankara Barosu..

Diyanet İşleri Başkanı’nın bir hutbede hatırlattığı, “Çocuklarımızı eşcinsel eğilimlerden koruyalım” cümlesi üzerinden, Ankara Barosu bir açıklama yapmıştı..

Açıklama metni şöyle idi:

“Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlıkla ve ibretle izledik. Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir.”

Açıklamanın devamı var da..

Buraya bir şerh düşelim..

Sesi çağlar öncesinden gelen
“Sesi çağlar öncesinden gelen” ne demek?

Hani düşünce özgürlüğüne saygılı idiniz?

Hani özgürlük istiyordunuz?

Ne oldu, Diyanet İşleri Başkanı konuşunca, özgürlükten vaz mı geçtiniz?

Özgürlük sadece size ait bir hak mı?

Diyanet İşleri Başkanı’nın özgürlük hakkı yok mu?

Kaldı ki, Diyanet işleri Başkanı da, İslam dinine göre bir tespitte bulunuyor..

“Çağlar öncesi” hakaretini not edip, baronun açıklamasına devam edelim:

“Görevde olduğu süre boyunca çocuk tecavüzcülerine gözlerini kapatıp kadın düşmanlığının manevi zeminini dini söylemlerle meşrulaştırma çabası karşılığında maaş alan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın deprem, LGBTİQ+, kadın ve çocuk söylemlerine rağmen halen görevde kalması durumunda, sonraki konuşmasında halkı ellerinde meşalelerle meydanlarda cadı diye kadın yakmaya davet etmesi kimseyi şaşırtmamalıdır.”

Şimdi ben bu açıklamayı yapan baro başkanına, “Senin barona üye olan tecavüzcü kaç avukat var, açıklar mısın” desem, saygısızlık mı etmiş olurum?

Avukatları, haksız şekilde itham mı etmiş olurum?

Adam saygısız bir şekilde, camiye gelmeden, tecavüzün haramlığına dair camide anlatımda bulunulmadığını iddia ediyor..

Yalan söylüyor..

İftira atıyor..

Her Cuma hutbesinde, her türlü aşırılık, bunun arasında kadına yönelik aşırılığın da kınandığı ayeti kerime okunur..

Ama, Cuma’ya gelmeyenler..

Çıkarlar, “Çocuk tecavüzcülerine gözlerini kapatıp” diye konuşmaya başlarlar..

Oysa çocuk tecavüzcülerini savunanlar, baroya üye olmadan, avukatlık yapamazlar..

Rezilliğe bakar mısınız..

Çocuk tecavüzcülerini, mahkeme nezdinde savunan, onların ceza almaması için didinen, eğer bunda başarılı olamayacaklar ise, daha az ceza almaları için uğraş veren, bunun için de şüpheli kişilerden para alanlar..

Tüm avukatlar için bunu söylemiyorum..

Ama Ankara Baro Başkanı için söylüyorum..

Aksini iddia ediyor ise..

UYAP’ta kayıtlı tüm dava dosyalarının bir örneğini, basın toplantısı ile açıklasın..

Millet de görsün, Diyanet İşleri Başkanı mı, çocuk tecavüzcülerine gözünü kapatıyor..

Ankara Baro Başkanı mı?

Dahasını söyleyelim..

Olay gözünü kapatmakla da bitmiyor..

Muhterem bir de, o tecavüzcülerin, avukatlığını yapıyor!

Başkanı olduğu baro, adliyelerden istenildiğinde, çocuk tecavüzcülerine avukat yolluyor..

Bir de kalkmış, Diyanet İşleri Başkanı’na laf sayıyor..

Konunun bu kısımlarını, daha önce de gündeme getirmiştik.

Şimdi yeni gelişme ne?

İkinci Baro
İstanbul’dan sonra Ankara’da da, ikinci baro kuruldu..

Yeniakit.com.tr’de bir haber yapılmış, “Vatansever ve muhafazakarlar, sapkın ve terör savunucusu barodan kurtuluyor! Ankara’da nihayet ikinci baro kuruluyor” ifadeleri kullanılarak, muhafazakar avukatların, sapkın açıklamaları ile ünlü baronun zorunlu üyeliğinden kurtuldukları anlatılmış..

Vay, sen misin Ankara Barosu’nun açıklamaları ile muhafazakar avukatların düşüncelerinin uyuşmadığını, bundan sonrasında ise yeni baro kurularak, artık bu çelişkinin giderildiğini söyleyen..

Hemen savcılığa koşmuşlar..

“Yeniakit.com.tr yetkililerinin ifadelerini alın, mahkum edin” diye dilekçe vermişler..

Hani özgürlükten yana idiniz, barocular?

Hani basın özgürlüğü istiyordunuz?

Ne oldu, şimdi bir basın organının ceza almasını istiyorsunuz?

Ne oldu da, “Bu ifadeler cezalandırılmalı” diyorsunuz?

Hani savcılığa şikayeti verdiniz..

Hiç mi utanmanız yok ki, bunu bir de reklam ediyorsunuz?

Eşcinsel destekçisi solcu gazetelere yaptığınız şikayeti yollayıp, “Yazın, yazın.. Akit’i savcılığa verdik” diye ifşa ediyorsunuz?

Eşcinsel destekçisi değil misiniz?

Bu milletin % 99’u, eşcinselliği sapkınlık olarak görmüyor mu?

PKK örgütüne destek mahiyetinde, değişik tarihlerde, “Barış” adı altında, “Tecride son” adı altında, “Açlık grevlerine destek” adı altında açıklamalar yapmadınız mı?

Şikayet ettiniz..

Şimdi belgelerini savcılığa sunacağız..

Haberimizdeki isnatlar, savcılık belgeli hale gelecek..

Sonraki haberlerimizde, “Savcılık tasdikli” diye, o sıfatlarınızı yüzünüze vuracağız..

Siz istediniz bunu..

Diyanet İşleri Başkanı’na sarfettiğiniz sözler sebebi ile açılan davayı unutup, Akit’e suç duyurusu yapmak, hangi zeki avukatın aklı ise..

Mahkeme önünde, gerçekleri tespit ettirip, sahte özgürlükçüleri ifşa edeceğiz..

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir