} ?>

Neden aydınlatılmadı..!

Aradan yıllar geçmesine  rağmen hak edenler hak ettileri cezaları almadı.. Devletine milletine gönülden bağlı bir insanı yediler, sonrasın da ise bu alçaklar zamana yayılan davalarla  hak ettikleri cezayı almayıp bundan sonra böyle alçaklıklara yelken acacaklarada cesaret veriyor.

Şimdi sana, tam 10 yıl önce bugün k’atledilen Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının hikayesini anlatacağım. Hikaye; dava tutanaklarından milletvekili beyanlarına, gazetelere düşen haberlerden araştırmacı gazetecilerin kitaplarındaki satırlarına dayanıyor. Hepsi 10 yıldır birleştirilmeyi bekleyen parçalardı. Araştırmam yettikçe birleştirdim, anlatım eksikse şimdiden affola…25 Mart 2009’da BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu miting yapmak Kahramanmaraş’tan Yozgat’a götüren helikopter 15.03’te civarında Keş Dağları eteklerine düştü. Helikopterde 6 kişi vardı. O anlarda bölgede menşei meçhul üçü F4, biri F16 olmak üzere dört savaş uçağı havada süzülüyordu…Helikopterde bulunan İsmail Güneş kazadan yaralı olarak kurtulmuştu. Yardım istemek için cep telefonuna sarıldı. 15.34’te 112 görevlisi ve polise bilgi vermeye başladı. 27 dakika boyunca konuştu İsmail Güneş. Ancak nasıl bir s’uikast timinin oyunun içinde olduğun habersizdi…

Bu sırada TİB tarafından elde edilen haritalar, nokta şeklindeki konum bilgisi, k’atil piyonlar tarafından ana arama kurtarma koordinasyon merkezine gönderilmedi. Köylüler helikopterin yerini belirten ihbarlarda bulundu ancak dikkate alınmadı. Saat 16.00’ya kadar herhangi bir yer tespiti talebinde bulunulmadı. 16.20’de helikopterin düştüğü alan biliniyordu ancak arama-kurtarma ekipleri farklı yerlere yönlendirildi.

Yanlış yönlendirme arama kurtarma çalışmalarıyla bitmedi. Dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici kaza sonrasında Kahramanmaraş Emniyet İs’tihbarat Şube Müdürü Dursun Özmen’den alınan ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşadığı’ bilgisini paylaştı. Kayseri dahil bölge illere BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu’nu taşıyan helikopterin K. Maraş Göksun İlçesi, Ömer Köyü Kazmadere Mevkiinde bulunduğunu, Yazıcıoğlu’nun sağ ve ayağının kırık, diğer kişilerin de yaralı olarak Göksun Hastanesi’ne getirilmekte olduklarına dair bir bilgi notu gönderildi. Yılar sonra o bilgiyi yayan Özmen, görevini kötüye kullanma suçundan F’ETÖ darbe girişiminden sonra tutuklandı, E’mniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla görevden ihraç edildi. Kendisinin kaza günü dava şüphelilerinden İ’stihbarat Şube Müdürlüğünde görevli Mehmet Gül ile kaza günü 38 kez telefon görüşmesi yaptığı ortaya çıktı…Helikopter ancak kazadan 48 saat sonra, arama-kurtarma ekiplerinin ters istikametinde, köylüler tarafından Keş Dağı Kuru Dere Kanlıçukur mevkisinde bulundu. Helikopter enkazında Muhsin Yazıcıoğlu ve düşen helikopterin enkazından yetkililere ulaşan İsmail Güneş’in naaşı yoktu…

Muhsin Ya’zıcıoğlu’nun naaşı h’elikopter enkazının yaklaşık 10 metre, İHA muhabiri İsmail Güneş’in ce’nazesi ise kazadan ancak 5 gün sonra 600 metre ilerisinde bulundu. İsmail Güneş’in yanında üzerinden kardan eser olmayan sökülmüş helikopter koltuğu vardı… Ayağının kırık olduğunu belirttiği halde kaza alanının 600 metre ilerisinde bulunan İsmail Güneş’in çe’nesinin de kırık olduğu raporlara geçti. Yasemin Güneş, kazadan sonra defalarca eşinin kırık çeneyle 27 dakika boyunca nasıl konuştuğunun aydınlatılması için feryat etti.

Helikopterin GPS cihazının kaza sonrasında söküldüğü ve ELT cihazının olmadığı ortaya çıktı. DDK raporunda; helikoptere ait bazı parça ve atıkların kaza mahallinde yakılarak kısmen yok edildiğini belirtti. Kaza kırım ekibinin söktüğü tahmin edilen Argus 5000 CE ve SKYMAP IIIC cihazları kaza sonrası kayboldu. Enkaz araştırmasında görevliler “Hatıra olsun diye söktük” dedi…Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasındaki kara kutuları karartmaktan tutuklu olan kişi aynı zamanda 6 önemli bilim adamını taşırken Isparta’da düşen ve kara kutusunda tahribat yapıldığı tespit edilen uçağın da kırım heyeti başkanı olan Feridun Seren’di. Feridun Seren’in de bulunduğu 16 kişinin düşen helikopter ile ilgili davada gözaltına alınması o’perasyonun başlamasına kaynaklık eden uzman pilot Volkan Sürmeli; kaza yerinde kendilerine cihazların Ankara’da olduğunun söylendiğini, Ankara’da SHGM’de Seren’in masasında cihazları görüp incelediklerini, ancak daha sonra bunların kayıp olduğunun açıklandığını kaydetti. Seren’in, “Bir gün senin de kazanı inceleriz” diyerek kendisini tehdit ettiğini kaydeden Sürmeli, birlikte geldikleri Alman uzmanın da tehdit edildiği için görevi bıraktığını kaydetti.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu helikopterin kaza kırım ekibinde bulunan Yarbay Davut Uçum ile helikopterdeki GPS cihazlarını söküp yok eden astsubay Aydın Özsıcak’ın da’rbe gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Marmaris’ten almaya giden FE’TÖ’cü d’arbeci ekibin içindeydi. Uçum ve Özsıcak Erdoğan’a su’ikast girişimi ve 2 polisin şe’hit edilmesine ilişkin Muğla’da görülen dava’da ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet h’apis cezalarına çarptırıldı.

Kara saplanıp kırıma uğrayan as’keri helikopter, bulunduğu yerden kaldırılması için İngiltere Silahlı Kuvvetleri’ne ait CH-47 tipi yük helikopterinden yararlanıldı. CI’A’nın resmi internet sitesi kazayı ‘Büyük Birlik Partisi eski lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Mart 2009 helikopter kazasında öldü’rüldü’ ifadesi ile verdi. Sa’vcılığa ifade veren meçhul bir şahıs, helikopter düştükten iki saat sonra enkaz bölgesine bir helikopter indiğini, 5-6 dakika sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi istikametine doğru uçtuğunu söyledi.

Cenazelerin eşyaları kanlı eller tarafından itinayla karıştırıldı. Dolayısıyla delil olabilecek nitelikteki tüm unsurlar yok edilmiş oldu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun çantası, İsmail Güneş’in dizüstü bilgisayarı kaza sonrası kayboldu. Yazıcıoğlu’nun kaza sonrası teslim edilen telefonların SIM kartları kayıp, hafızaları ise silinmişti.

İsmail Güneş’in kamerasındaki görüntülerin Genelkurmay’a teslim edildiğini anlatan acılı eş Yasemin Güneş, siyah giyimli adamların yer aldığı kayıtların sümen altı edildiğini söyledi. O görüntüleri izleyen gazeteci baba-oğul peş peşe öldü’rüldüğünü belirten Güneş “Ayrıca öle’nlerin hepsinin kanında yüksek oranda karbonmonoksit gaz çıkması düşündürücü” dedi.

Erg’enekon’ davası’nın tutuklu sanıklarından Erol Ölmez ifadesinde kazanın sabotaj olduğunu, 2007’deki bir toplantıda Muhsin Yazıcıoğlu’nun susturulması için 10 milyon dolar verilmek istendiğini söyledi. Öl’mez yıllar sonra ‘İfadeni değiştir para verelim, ne istersen yapalım’ şeklinde teklifler geldiğini söyledi ve şikayette bulundu. 2016 yılında Erol Ölmez’in, Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına ilişkin evraklarının enteresan bir şekilde kaybolduğu ortaya çıktı…

Helikopter kazasında yar’gılanan dönemin İsti’hbarat Şube Müdürü Ali Orhan Dinç’in de aralarında bulunduğu 10 polis, kriptolu haberleşme programı By’Lo’ck kullandıkları iddiasıyla tutuk’landı. Dava dosyasına 3 yıl süreyle Malatya’da bakan dönemin 2 özel yetkili cu’mhuriyet sa’vcısı Özden Doğan ve Şeref Gürkan ise FE’TÖ üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklandı…

Bugün Muhsin Yazıcıoğlu’nun şaibeli bir şekilde düşen ve davası devam eden helikopter kazası şüphelilerinin arasında 15 Temmuz Dar’besi’ne karışan, d’arbe sonrası yurt dışına sığınıp Türkiye aleyhine konuşan, Hra’nt Dink su’ikasti, kaset k’omplosu, usulsüz dinlemeler davaların’da yargılavnan isimler var. Büyük bir kısmı ise F’ETÖ’nün kripto haberleşme programı ByLvock kullanıcısı. Kafanı daha da karıştırayım; ben bu kazanın prov’asının 30 Kasım 2007’de Isparta’da düşen ve içinde Türkiye’nin nükle’er araştırmalarında çok önemli role sahip 6 akademisyeni taşıyan uçak kazası olduğunu tahmin ediyorum. Bu da sana anlatacağım bir başka gerçek hikaye olsun…

Elvan Akkaya/Seslimakale.25 Mart -2019

Yayım tarihi
Uncategorized olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir