} ?> 397422074886350_397442148217676 } ?>

Ne zaman patlayacak diye, tedirgin bir şekilde bekliyordum..

Yakın zamanda Sedat Peker’in açıklamaları oldu.. Bu konuda bir  çok insan yorum yapmaktan kaçınırken açıklama yapmazken Gazeteci Abdurrahman Dilipak bu konuya derinlemesine bir analiz yaptı.. Bu yazı çok ses getirecek şüpesiz..

Ne zaman patlayacak diye, tedirgin bir şekilde bekliyordum. Bunun böyle gitmeyeceği belli idi. Geç kalındı. Son çıkışı kaçırdık mı bilmiyorum.

İstanbul’u iki büyük deprem bekliyor. Biri fiziki deprem ki, o kötü ihtimal gerçekleşirse, sadece İstanbul’u değil Türkiye’yi vurur, ikinci deprem yolsuzluk, rüşvet, torpil ile ilgili.. Bakın, bazı şeylerin şüyuu vukuundan beterdir. Bu konuda çok geç kalındı, yanlış adımlarla yanlış işler yapıldı. O şüyu bulan hadiseler, “herkesin bildiği bir sır” gibi ağızdan ağıza, kulaktan kulağa aktarılmakla kalmadı, sosyal medyaya düştü. Milletvekilleriniz, parti teşkilatlarınız, belediye başkanlarınız, valiniz, kaymakamınız, istihbaratınız duymuyor mu, bilmiyor mu konuşulanları!

Pe’ker’in açıklamaları Wi’kileaks’dan daha be’ter vurdu. Bu süreç Ankara’yı da vurur. Bu işten sadece AK Parti değil, diğer partiler de payını alır. Bu işten Sermaye, siyaset, bürokrasi, STK’lar, Me’dia herkes payına düşeni alır. Ma’fia deyip geçmeyin. Bu iş ya’rgıya da uzanır, akademiye de, dahasını da söyleyeyim Ce’maat yapılarından bazılarına da ulaşır. Cem’aat denen yapılar içinde yer alan bazı gruplar eskiden beri uluslararası ist’ih’barat örgütleri, derin yapılarla hep kol kolaydılar. Bazılarını zaten doğrudan ulusl’ararası isti’hbarat örgütleri ya da de’rin devlet kendisi örgütlemişti. FE’TÖ uluslararası örg’ütlere örnek, Ka’lkancı tari’katı ise bizim yerli ve milli der’in devleti’mizin eseri. Kalk’ancı tarika’tının aktörleri arasında yer alan önemli isimler bugün bazı siyasi partilerimizin tepesinde, kimi bakanlık koltuğunda oturmuyor mu? Ve işleri üzerini örttükçe bu işler perde gerisinde büyüyüp gelişiyorlar. Bakın, bu işlerin zamanında önünü almazsanız, sonra onlar sizin önünüzü alır. Onlar maske takıp en yakınlarınıza, hatta ailenize el uzatırlar. Onlarla sıcak ilişkiler kurarlar. Beklentileriniz, korkularınız, meziyetleriniz, riskleriniz, ilişkileriniz not edildikten sonra mahremlerinize ulaşmak zor değildir. Bir adım sonrası onların tuzağına düşersiniz.

Bakın yarın bu iş ya’rgı’ya uzarsa ne yapacaksınız? Bir ara sav’cıyı teh’dit eden em’niyet müdürlerinden, ha’kimi te’hdit eden sa’vcılardan, bu piyasada iş bitiren avukatlardan söz ediliyor. Ya’rgı’yı manipüle etmek isteyen siyasiler konuşuluyordu. “Ya’rgı bors’ası”ndan söz ediliyordu. Bu “1’7/2’5 me’todu”nu her yere, herkese uygulamaya kalkanlar oldu. Birileri bu açılan kapıdan yürümeye başladılar.

Millete yazık, ülkeye yazık, kendinize yazık! Şu Co’VID hadisesine bakın, 5’G hadisesine bakın. Se’ntetik et, Sta’rlik, Ne’uralink, vb. lobilerin arkasında kimler var. O bilim adamı kılıklı Bill’in adamları, o diplomat kılıklı, o pol’itikacı, bür’okrat kılıklı adamların kimlerle birlikte ne işler çevir’diklerini görelim artık. C’HP’yi çizgi filmlerle alaya alabilirsiniz, ama bu halkın kafasında oluşan “s’uali muka’dderlere” cevap olmaz. 2’8 Şubat’ta Jİ’T’EM Jİ’TE’M diye yeri göğü inlettik, bugün ne oldu peki. Ko’z’mik oda hadisesi ne oldu? Muhsin Yazıcıoğlu ci’nayeti bile tam çözülemedi. 15 Te’mmuz hadisesi bile, belli bir yere gelince duruyor. Durduruluyor! Olmuyor arkadaşlar olmuyor.

Pe’ker cina’yetten, ko’ka’inden söz ediyor. İsim yer, tarih veriyor. “Devam edeceğim” diyor. Bir takım muteber adamların isimlerinden, ilişkilerinden söz ediyor. Bu sorulara kim cevap verecek, M’İT mi; Em’niyet mi, İç’şleri mi, Ge’nel Kur’may mı, Cumhurbaşkanlığı mı?

Kime dokunsanız birileri “yukarıyı” işaret ediyor. Doğru mu yanlış mı, kimse bunu sorgulayamıyor, kontrol edemiyor. “Yukarı” diye bir mevhum söz konusu. Bu Erdoğan’ın istismarıdır, makamın istismarıdır. “İstanbul Sözleşmesi” de başımıza böyle bela edildi, son “çek yasası” da! “Ben yaptım oldu”, olmuyor işte. “İstan’bul Sözleş’mesinden çekildik” diyorsunuz biri çıkıyor, “değişen bir şey yok, kanunda hepsi var” diyor, bir bakıyorsunuz bu fikirde olan biri Aile Bakanı olmuş!? “Ankara kriterleri” filan unutulmuş.

Anayasa reformu, yargı reformu, İnsan Hakları Paketi açıklandıktan sonra görüş isteniyor. Bu işlerin bir yerlerde bazı sahipleri var. Bunu gördük. Onların akademi, medya, uluslararası ilişkiler konusunda belli bağlantıları var. O mahrem yapı her şeye hâkim. Co’VID ve 5’G konusunda bir yıldır bağırıyoruz, Ankara’da duyan var mı ki! Akıllı şehirler kuruyor, tam gaz C’hip’lemeye hayvanlardan başladık, İklim Konferansı’na gitmeden programa uyum için mevzuat çalışmalarına başladı bile birileri. Gro’bal Re’set’in teti’kçisi, Neur’alink’in sponsoru Elon Mu’sk ile uzay yarışına çıkıyoruz. Kim nasıl yapıyor bunları. Tek bir Pelikan yapısı yok. R’eisi Peli’kan karargahına kim, niçin götürdü? Bunları Che’cki’ng projesi ile kim entegre etti? Bu kadın politikalarının pazarlanmasında bunların rolü neydi.

Hatta şu “A’KP’nin Papatyaları” başlıklı yazıya karşı eylem planı hazırlayanlar, medya lincini örgütleyenler, trolleri saldırtanlar kimlerdi! Kimler, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle” kabilinden, benim üzerimden birilerine gözdağı vermek için 81 ilde, su’ç duyurusu gibi gösterilen böyle bir eyleme kimleri nasıl ikna ettiler?.

Bu “Peli’kan” hadisesinin ucunun nereye uzandığına bakın. Bunların yargı üzerinde nasıl bir baskı kurduklarına da bakın. Basında birilerini hedef gösterenler, bunun yargı ayağını da örgütlerler. Konuşunca mangalda kül bırakmayan birileri bir takım hukuk büroları üzerinden ne operasyon çekmişler/çekiyorlar bir bakın bakalım. Ve karşı cenahtan kimlerle nasıl kapalı kapılar arasında kol kola hareket ediyorlar. Bazı siyasilere göre “uluslararası sistemle uyum konusunda hızlı bir geçiş yapalım derken bazı sorunlar yaşandı”. İşin bu noktası da önemli. Tehlikeye dikkat!

Bu işlerin varacağı yer burası idi, ama birileri görmek istemedi. FE’TÖ de böyle yapardı, 28 Şubat’ın o Ata’türkçüleri, Ulusalcıları da! Bunun sağı, solu, liberali, dincisi de yok. Hepsi aynı kapıya çıkar. İşin üzücü yanı, zaman içinde cem’aat yapılarının siyaset üzerinden bu işe bulaştırmaları. “De’vlet kapısından uzak durma” öğüdünü dinlemediler ve gırtlaklarına kadar bu işlere battılar. Hakk’ın ve halkın sözcüsü olmak yerine iktidarın sözcüsü oldular ve halktan uzaklaştılar ve onları susturmaya çalıştılar. CH’P’nin Ale’vilere yaptığının benzerini biz de kendi cemaat yapılarımıza yaptık. Bu AK Parti ile başlamadı, AK Parti döneminde sürdürülmek isteniyor.

Bu konuşanları susturmak çözüm değil artık. İddiaların üzerine gitmek gerek, üzerini örtmek değil. Hani derler ya doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar. Birinin bunları söylemesi gerekiyordu. Olay ve kişiler üzerinden gitmiyorum. Ne dediğimiz kimleri kastettiğimi bilen bilir. Eğer temizlik istiyorsak kendi nefsimizden, en yakın çevremizden başlayacağız.

Kendi nefsimizdeki kirlerden arınmadan başkasına öğüt vermenin bir anlamı yok. Bu Allah’ın gazabını artırır, eğer bu uyarıya dikkat etmezsek düzeltmeye çalıştıkça daha da bozulur. Allah kendi adını kullanarak kendi günahlarını izleyerek yoluna devam etmeye çalışanların işlerini sarp dağlara sardırır. İş adamı, gazeteci, siyaset adamı, bürokrat, akademisyen, cemaat mensubu fark etmez.

Kadir Gecesi öncesi, Ramazan ayındayız ve şimdi tevbe zamanıdır.

Selam ve dua ile. Abdurrahman Dilipak/Yeniakit

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir