} ?> 397422074886350_397442148217676 } ?>

Olarak icat edilmiş

Şimdilerde  spor aleti olarak kullanılan koşu bandının serüveni hakkında geçmişe bir yolculuğa çıkalım..Bu günlere nasıl gelmiş nasıl koşu bandı olarak kullanılmaya başlamış? belkide bir çoğumuz bu bilgiye sahip  değildik. Bildiklerimizi aktarmaya  devam ediyoruz..

Spor salonlarının olmazsa olmaz aleti koşu bandında spor yapmak işkence gibi geliyorsa bu hissetmeniz gayet normal. İşte koşu bandının ilginç tarihsel hikayesi…Özellikle spor salonlarının olmazsa olmaz aleti koşu bandında spor yapmak işkence gibi geliyorsa bu hissetmeniz gayet normal. Çünkü koşu bandının ilk kullanım amacı işkence çektirmekti. Formda kalmak, yağ yakmak ve kalp sağlığını korumak için en çok kullanılan spor aleti olan koşu bandının çok enteresan bir tarihsel hikayesi var.

Koşu bandı, 1818 yılında İngiliz mühendis Sir William Cubitt tarafından icat edildi. Ancak koşu bandının üretim amacı, formda kalmak veya yağ yakmak değildi. Koşu bandı bir işkence aleti olarak tasarlanmış ve üretilmişti.

St. Edmunds, hapishanesindeki mahkumların tembel tembel yattığını gören Sir William Cubitt, mahkumların kas gücünden faydalanılabileği düşüncesine bir proje geliştirdi. Böylece mahkumların daha etkin ceza çekmeleri sağlanabilirdi.

Cubitt’in tasarladığı ilk koşu bandı aslında kendi etrafında dönen dev bir çarka benziyordu. Bir düzine mahkum koşarak bu çarkı döndürüyorlardı. Bugünkünün aksine düz koşu yerine daha çok devamlı olarak merdiven tırmanmaya benzeyen bir sistem kurmuştu. Mahkumlar dururlarsa düşecekleri için devamlı hareket etmek zorundaydılar.

Mahkumların kas gücünden gelen bu hareket, buğdayların öğütülmesi, suyun çekilmesi ya da madenlerin havalandırması için gereken enerjiyi sağlıyordu.
Mahkumlar, günde en az altı saat bu cihazda koşuyorlardı ki bu 14 bin basamaklı bir merdivene tırmanmaya eş değerdi ve bu Everest’e tırmanmayla eşdeğerdi.

İngiltere’deki 50 hapishane bu alet kullanıyordu. Hatta, İngiliz yazar Oscar Wilde bile hapishane zamanlarında bu alet üzerine çıkmaya zorlanmıştı. Kimi cezalı mahkumlar günde 10 saatini bu aletler üzerinde geçiriyordu. Bazen halkın izleyip ibret almasına bile izin veriliyordu.

Cubitt’in bu icadı İngiltere’den ABD’ye kadar ulaştı. İngilgiliz hapishanelerinde kullanılan bu yöntem, artık ABD’de de hatırı sayılır sayıda hapishanede de kullanılıyordu. Mahkumlar bu işkence sebebiyle düzgün beslenememeye başlamışlar, vücutlarında oluşan kırgınlık ve sakatlık nedeniyle iyice bitap düşmeye başlamışlardı.

Bu alette çok sayıda mahkum hayatını kaybetti, koşu bandı 19. yüzyıldaki hapishanelerin kötü koşullarının sembolü olarak tarihe geçti. 1898 yılında çıkan hapishaneler yönetmeliği ile canice bir işkence olduğuna karar verilerek bu uygulama durduruldu.

1911 yılında ABD’de patentlendirilen koşu bandı, 1952 yılında Dr. Robert Bruce tarafından günümüzdeki formuna bürünmüştü.

1970’li yıllarda ABD’de başlayan ‘”koşu ve sağlıklı yaşam çılgınlığı” koşu bandının tekrar ortaya çıkmasını sağlamış ve insanlar, evlerine kurdukları koşu bandlarıyla spor yapmaya başlamışlardı.

Kaynak:Webtekno

 

Yayım tarihi
Tarih olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir