} ?> 397422074886350_397442148217676 } ?>

Sen ne zeki iktisatçı imişsin be, Bülent Nami Nomer!..

Bu ülkenin ekmeğini yiyip bu ülkeye ne çok düşmanlık eden var her gün bu hainliğe yenileri katılıyor..Bu kervanın yeni yolcusundan olan zaatın kim olduğunu nasıl hainlik yaptığını yeni akit yazarı,Ali Karahasanoğlu çok mükemmel ötesi bir yazı ile dile getirdi..Temizle temizle bitmiyor kardeşim..

“İki lafın birisinde, “Diktatörlükle yönetiliyoruz” diyorlar..

“Yasama, yürütme, yargı tek kişiye bağlandı. böyle bir hukuk devleti olmaz. Bu diktatörlüktür” diyorlar..

“Her şey Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasından çıkacak lafa bakıyor. Her şey ondan soruluyor.”

Üniversite onun elinde. Emniyet onun elinde.

Yargı onun elinde, sağlık onun elinde.

Yeter ya.. Yeter” diye isyanları oynuyorlar..

Hani birkaç yıl sonra, bugünlerden bahsedecek olanlar, yeni nesle masal tadında bu söylemlerle sohbetler yapabilirler de..

Biz bugün, canlı tanığı olduğumuz gerçekler karşısında, “diktatörlük” muhabbeti yapanlara karşı nasıl aciz kalıyoruz, şaşıyorum..

Bakın, diktatörlükle yönetildiğimizi iddia ettikleri Türkiye’den, kısa kısa aktarımlar yapayım..

“Bir varmış bir yokmuş çocuklar..

  1. asrın başında iktidara gelen Tayyip Erdoğan yıllarca bu ülkeyi tek başına yönetti.”

Neyi gizlemiş oluyorlar?

Erdoğan’ın, rakipleri ile birlikte girdiği seçimde başarılı olup, iktidara geldiğini ve zamanında yapılan seçimlerle her defasında tekrar tekrar kazanarak iktidarda kaldığını gizlemiş oluyor..

“Bir varmış, bir yokmuş çocuklar.. 2002’de iktidara gelen Tayyip Erdoğan, ülkeyi tek başına yönetmiş. Diktatörlüğünü ilan etmiş. Farklı ses olarak, kimseyi dinlememiş.”

Neyi gizlemiş oluyorlar?

Diktatör dedikleri Erdoğan’ın, bu ülkede bir başörtü yasağını bile, 12 yıl kaldıramadığını, kendi eşi GATA’da hasta ziyaretine gittiğinde, onu içeri almayan komutana hiçbir işlem yapamadığını..

Masalı biraz inandırıcı yapmak için, revize edecekler..

“Bir varmış bir yokmuş. 2002’de iktidara gelen Erdoğan, 2010’dan sonra, artık diktatörlüğünü ilan etmiş.”

Böylece neyi gizlemiş olacaklar..

Devletin askeriyesinin, yargısının, emniyetinin FETÖ denilen bir derin yapı tarafından işgal edildiğini ve aslında diktatör denilen Tayyip Erdoğan’ın, bu derin yapıyı söküp atmak için ölümüne mücadele verdiğini ve bu arada yine seçimler yapılıp, seçimleri kazandığını..

“Bir varmış bir yokmuş. Çok çok eski yıllarda, Türkiye’de bir diktatör varmış. Ne derse o yapılıyormuş..”

Öyle mi?

Ciddi misiniz?

Gerçekten, samimi misiniz, bu masalı anlatırken?

Türkiye, bir kişinin iki dudağı arasından çıkanlarla yönetiliyor öyle mi?

Haydi eski yılları bırakıp, bu ay içinden, hatta dünkü olaylar içinden örneklerle yürüyelim..

Bakın çocuklar.

Bir diktatörün iki dudağı arasından çıkanlarla yönetildiği ileri sürülen Türkiye’de, kanuna göre atanan rektöre, 15 gündür arkasını dönüp, homoseksüellerin renkleri ile ellerinde tuttukları şemsiye eşliğinde protestolar yapılmıyor..

Masalcılar itiraz edecekler..

“Oha yani.. Protesto hakkımız da mı yok!”

Ha, pardon..

Diktatörü protesto hakkı varmış, ben bunu atlamışım..

Ama devam edelim..

Tek başına bir kişinin ülkeyi yönettiğini iddia ettiğimiz Türkiye’de olanlara..

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasında, “Biz AK Parti’den aday olan bir profesörü istemiyoruz” diyenler..

Marmara Üniversitesi’nde bakın İngilizce iktisat dersinde ne sorular hazırlayan öğretim üyesine sahip çıkıyorlar..

Soru şu:

“Bir çift ayakkabı almak istiyorsun ancak senin için çok pahalı, bu ne anlama geliyor?”

Cevap şıkları arasında, sanki beyefendinin askerlik arkadaşı imişcesine, “Tayyip’e sor” da var..

Yani, “her şeyi Tayyip Erdoğan’a soruyoruz”a gönderme..

Diktatörlük ya..

Diktatörlükle yönetildiğimiz ülkede..

% 52 oy alarak seçilmiş cumhurbaşkanına..

200’ü aşkın üniversite içinden..

Sıralama yapsanız, ilk 30’a bile giremeyecek olan.

Soruyu hazırlayan öğretim üyesi açısından ise..

O üniversitenin öğretim üyeleri arasında, ilk 150’ye bile giremeyecek olan bir adam..

Öğrencilere bir soru daha yöneltiyor:

“Küçük bir ticaret kasabasında herkes fındık yetiştiriyor. Kimin refahı, serbest ticaret ile yükselir!”

Astığı astık, kestiği kestik bir diktatörün ülkesindeki, biraz önce sıralamadaki yerini verdiğim sözde bilim adamı, cevap şıkları arasına şunu da koyuyor:

“Tayyip her zaman kazanır”

Sadece Tayyip Erdoğan değil, hedefteki isim..

Diyeceksiniz ki, “Aaa. Adamın siyasi bir yönü olmadığını, bakın siz de itiraf ediyorsunuz. Tayyip Erdoğan’ı ilgisiz şekilde soru, cevaplar içine serpiştirmemiş öğretim üyesi. Öğrencilerin derse ilgisini çekmek için, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ismini yazmış.”

Yooo.

“Sadece Tayyip Erdoğan değil, hedefteki kişi” derken.

Soru ve cevaplarda Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ismi geçiyor” demedim ki ben..

Tarafsız bir bilim adamı, dersi sevdirmek, ilgiyi çekmek için, belki aktüel konulara da girer ama.

Adam Tayyip Erdoğan manyağı..

Tayyip Erdoğan’ı bitirmiş sıra gelmiş oğluna..

Soru şu: “Bilal, bir saatte 1 ayakkabı kutusu üretebiliyor. Ok ve yayıyla 2 saatte 1 tavşan avlayabiliyor. Bir günde 8 saat vardır!”

Vay vay vay.

Sen ne zeki iktisatçı imişsin be, Bülent Nami Nomer!

Bilal Erdoğan’ı anarken, olur ya bazıları hatırlamaz diye, Okçular Derneğini de ekleyivermiş araya..

Düşmanlığını gösterip de oğlu anıp, damadı atlamak olur mu.

O da nasibini alıyor, sözümona diktatörlükle yönetildiğimiz ülkenin, korkudan ağzını kimsenin açamadığı üniversitesinde bilim yapan öğretim üyesinden:

“Berat, YEP ile bir saatte 1 ayakkabı kutusu üretebilir. Bir saatte 1 tavşan yakalayabilir (yeni ekonomi programı).”

Helal len sana..

Afferin len sana..

Sen ne parlak zekalı adamsın..

Hani bilim dışılık diye ne varsa, hepsini sahneye çıkaran bu adam, bu ülkenin gözbebeği gençlerin yetiştiği İmam Hatiplere bir laf etmese idi..

Kendimden şüphe ederdim..

Biz de bir İmam Hatipli olarak nasibimizi almışız:

“Nüfusun zengin yarısının İHL’lerden (imam hatip) nefret ettiğini ve yoksul yarısının onu sevdiğini varsayın. Bir kasabadaki bir Anadolu lisesi birdenbire İHL olursa, o kasabadaki özel liselerin denge fiyatları ne olur?”

Ya çocuklar.. İşte böyle..

Bundan sonra kim size, “Diktatörlükle yönetiliyoruz” derse..

Hemen oracıkta, şu soruyu yönelterek, alnını karışlayın o sahtekârın: “Diktatörlükle yönetilen hangi ülkede, aday olsa halktan 300 tane oy alamayacak zırtapozlar, 30 milyon insanın seçimi ile cumhurbaşkanı olan kişiye bu ifadeleri kullanabilir?”

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir