} ?> 397422074886350_397442148217676 } ?>

Soru sormak o günden beri suç

Kılıçdaroğlu deyip geçmemek lazım… Sosyal Sigortalar Kurumu’nun başında olduğu dönemde kurumu batıran,hastaneden tedavi  giderlerini almadan insanların ölüsünü de dirisini de vermeyen diyen zihniyet bu, insanlara tedavi giderleri için  paran yoksa deyip senet imzalattıran bu zihniyetti..Sonra birileri algı kaset kumpası ile chp’nin başına koydu..O günden beri Türkiye’de gerçekten bir muhalefet partisi bile yok…Ali Karahasanoğlu yazdı..
kılıçdaroğlu ssk yı batırmıştır - en iyi entryler - 1 - inci sözlükSoru, kural olarak tabii ki hakaret değildir..

Soru sormak, suç değildir..

Ama..

Ama kural olarak “Soru sormak hakaret değildir” dediysek..

İftiracılığın da alemi olmaması gerekir. Çarpıtmaya da, sahtekarlığa da kimsenin teşebbüs etmemesi gerekir..

Değişik mesleklerden kişiler, fıkranın merkezine yerleştirilir.

Kimisi Papa için anlatır. Kimisi İmam için. Kimisi siyasetçi için..

“Papa veya bir imam veya bir siyasetçi, ziyaret amaçlı gittiği yabancı ülkede, havaalanına iner inmez, gazeteciler sormuşlar: ‘Genelevi de ziyaret edecek misiniz?’

Muhatap, önce bir şaşkınlık yaşamış, ani bir refleksle, ‘Burda genelev mi var?’ demiş.

Ertesi günü gazetelerde manşet: Papa/imam/siyasetçi, havaalanına iner inmez ‘Burda genelev var mı?’ diye sordu!”

Kılıçdaroğlu’nun önce gerçekleri çarpıtarak kafalarda soru işaretlerine sebebiyet verip, sonra da oluşturmak istediği algı da bunun bir benzeri..

Önce hiçbir doğruluğu olmayacak şekilde, Merkez Bankası’ndaki 128 milyar doların buharlaştığı şeklinde algı oluşturuyorlar..

Sonra da, bu algı üzerinden “128 milyar dolar nerede?” diye soru yönelterek, sanki yöneticileri bir iftira atmıyorlarmış da, basit bir soru yöneltiyorlarmış gibi, “Bu da mı suç? Ne yapsak suç kardeşim. Diktatörlük işte böyle bir şey” söylemini dillendiriyorlar..

Aslında yukarda aktardığım fıkraya bile gerek yok..

Ben, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 2012 yılında Akit’e açtığı bir davayı hatırlatayım da.. Hem de Akit’in haklı olarak sorduğu bir soruya bile nasıl tahammül edemeyerek, “Bu hakarettir” diyerek koşa koşa mahkemeye gittiğini anlatayım da..

Kılıçdaroğlu’nun “Ne zamandan beri soru sormak suç oldu” merakına cevabımızı vermiş olalım:

“Soru sormak suç değildi ama.. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Akit’e açtığı davadan bu yana, soru sormak suç oldu!”

Neydi olay?

CHP’li Ataşehir Belediye Başkanlığı’nda bazı usulsüzlüklerin olduğu, bu usulsüzlüklere karşı, belediye başkanının koltuğunu garantilemek için, CHP üst yönetimi ile iyi geçindiği iddiaları eşliğinde, Kemal kılıçdaroğlu’nun kızının, Belediye Başkanı Battal İlgezdi’den bir daire satın aldığına ilişkin bilgiler, belgeleri ile ispatlanmıştı.
Kılıçdaroğlu’nun kızı, CHP’li belediye başkanından, o daireyi parasını ödeyerek mi almıştı, yoksa bedelsiz mi?

Bu tartışılırken, bir başka iddia daha ortaya atılmıştı..

“Kılıçdaroğlu’nun eşine, Ataşehir’de bir kuyumcudan alınan gerdanlık hediye edildi.”

Akit gazetesi de, haberi yayınlamadan önce Kılıçdaroğlu’na ve eşine, “Bu iddia doğru mu?” diye sormuş, Bay Kemal soruyu cevasız bırakmış, Bayan Kılıçdaroğlu ise “Yok öyle bir şey” cevabını vermişti. Akit, bu cevabı, haberde kullanmış, ama ayrıntılı bir cevap alamadığı için, “Bu gerdanlık hediyesi doğru mu?” diye sormuştu..

Bakın..

Resmi kayıtlara bakıldığında, cevabı çok net belli olan ve buharlaşmadığını herkesin bildiği 128 milyar dolar için “Nerede” diye göz göre göre hakaret amaçlı bir soru yöneltilmiyor..

Medyada tartışılan.. Zaten kendi kızı bir daire satışına ismi karışmış.. Bunun ötesinde de medyada tartışılan iddialar var.. Merkez Bankası gibi, resmi kayıtlara baktığınızda, “buharlaşma olmadığı”nı görebileceğiniz açık kaynaklar yok..

Mecburen, gerdanlık hediyesinin kabul edilip edilmediğini, haberde soruyorsunuz.

Sorunca da, kendinizi mahkemede buluyorsunuz..

Bay ve Bayan Kılıçdaroğlu, Akit’i mahkemeye veriyorlar; “Bu soru kasıtlıdır. Maksatlıdır. Hakaret amaçlıdır” diyorlar.

Akit’i mahkum ettiriyorlar.. Hem de, Ak Parti iktidarı döneminde..

Yargıtay’da kararı temyiz ediyoruz.

Bay ve Bayan Kılıçdaroğlu, “Bize imalı soru yönelttiler, Mahkumiyet doğrudur. Karar onansın” diyorlar.

Sıkça tekrarlandığı üzere, sözümona Erdoğan’ın iki dudağı arasından çıkanlarla karar veren Yargıtay, Kılıçdaroğlu’na yöneltilen soru sebebi ile, Akit’in mahkumiyetini onaylıyor..

Anayasa Mahkemesi’ne müracaat ediyoruz. “Haber verme hakkımız kısıtlanıyor” diyoruz.

“Kısıtlanmamış” cevabı alıyoruz.

Buraya kadar olayı, kendi sözcüklerimle özetledim..

Buyrun Anayasa Mahkemesi’nin kararından somut cümleleri de sizlere aktarayım.. Bakalım soru sormak hakaret miymiş, değil miymiş, görelim.. (“Akit, bugün CHP’nin yaptığını, dün Kılıçdaroğlu’na mı yaptı, bunu kabul mü ediyorsunuz” diyenlere cevabımdır: Akit, topladığı bilgiler çerçevesinde, samimi bir şekilde soruyu Bay ve Bayan Kılıçdaroğlu’na sormuş, cevaplarını da haberleştirmişti. Bugün yapıldığı üzere, 40 gün 40 gece eğlence olacak şekilde “28 milyar dolar buharlaştı” benzeri tekrar tekrar aynı şeyleri haber adı altında yayınlamamıştı.)
Kılıçdaroğlu: Zammı veren kaynağını bulsun - Internet HaberAnayasa Mahkemesi, 2016/12313 esas sayılı dosyadan, 26.12.2019 tarihinde verdiği karardan aktarıyorum.

“İlkelerin olaya uygulanması” başlığı altında, mahkeme şu tespiti yapıyor:

“Söz konusu yazılardan birinde, A. Belediye Başkanının mensubu olduğu partinin lideri olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddialar karşısında suskun kaldığı ve bu suskunluğun manidar olduğu ileri sürülmüş, bir kuyumcudan 50 bin liranın üzerinde fiyatla bir hediye gerdanlık ve set alındığı iddia edilmiş ve ‘J. Kuyumculuk iddiası nedir?…’ şeklinde imalı bir soru sorulmuştur.”

Afedersiniz ne deniyor, bu mahkeme kararında?

“İmalı soru!”

Demek ki ne imiş? Kılıçdaroğlu’na sorulunca, “imalı soru” oluyor, cezayı yiyormuşuz..

Ama iftira içerikli olarak, AK Parti’lilere soru yöneltilince, bir de afiş yaptırıp, sokaklara asmaya kalkışılınca, CHP’lilere göre bu tavır “haklı soru” oluveriyormuş!

Neyse, tartışmayı derinleştirmeye gerek yok.

Bizim bu yazı ile peşine düştüğümüz, “Soru sormak, ne zamandan beri hakaret oldu” sorusunun cevabı..

Buyrun işte.. Kemal Bey’in Akit’e açtığı dava ile birlikte, soru sormak, “imalı soru” olarak yorumlanıp, hakaret kabul edilmiş..

Hatırladınız mı, Kemal By?

Hatırlayamadıysanız, Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesine girip, o kararı bir daha okuyuverin..

İmkanı olmayan okurlarımız için, Mahkeme kararından bir paragraf daha alıntılayayım:

“A. Belediyesi Başkanı’nın yolsuzluklarını örtbas etmek için CHP Genel Başkanı’nın eşine yüksek değerde takı hediye ettiği iddialarını içeren başvuruya konu haberde davacılara yönelik somut isnadın kaynağı olarak yalnızca ‘kulis bilgisi’ verilmiştir. Başvurucu, davaya konu haberlerdeki iddiaları yayımlamadan önce doğruluğunu araştırdığını ileri sürmüşse de objektif sınırlar içinde hareket ettiğine ve olayı bu sınırlar dâhilinde, olduğu biçimiyle aktardığına ilişkin bir somutlaştırma yapmamıştır.”

Mahkeme, bize “Sorunuzu yeterince delillendirememişsiniz” demiş..

Ne yapacaktık?

Kılıçdaroğlu’nun evine girip, gerdanlık için arama mı yapacaktık?

Bizden önce medyada yer alan bir iddiayı sormuşuz, cevabını da haberleştirmişiz. Yine de mahkum olmuşuz..

Bir “soru”dan dolayı bizi mahkum ettirenler ise, şimdi geçmişler karşımıza, “Soru sormak, ne zamandan beri suç oldu” diyorlar!

Güler misiniz, ağlar mısınız, bu halimize!

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

 

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir