} ?>

Tıkır tıkır maaşlarını alıyorlar kendileri..

Pandemi sürecinde yapılan kısıtlamaları ve ülke olarak uğradığımız ekonomik kayıpları  belkide en iyi anlatan  makale Sabah Gazetesi Melih Altınok’dan geldi işte muhteşem makale..

Pazartesi günü 17 günlük tam kapanma bitiyor ya… Pandemi süresince halk sağlığı için kayda değer tek bir arayışına şahit olmadığımız Türk Tabipleri Birliği sahneye fırlayıverdi.
“Aç-kapa politikalarıyla salgınla mücadele olmaz, çarklar dönerken bulaş zinciri kırılamaz”mış…
Şöyle bir dört dörtlük tam kapanma lazımmış.
Dünyanın en iyi sağlık altyapısına sahip 84 milyonluk Türkiye’de vaka sayıları 1000’in altına düşmeden açılmadan söz edilemezmiş.

Tabii beyzadeler maaşları kapanmada da yatan zümreden… Halkın çarkına çomak sokulmasında da bir ziyan görmüyorlar.

Hadi bu “konformist devrimciliği” bir kenara koyalım.
Bilim adamıyız, verilerle konuşuyoruz pozlarındalar ya…

O halde, tıp okumadıkları halde yaşamları ve özgürlükleri üzerine görüş beyan etme cüreti gösterdiklerinden yakındıkları halkın merak ettiği şu soruya bir yanıt versinler sadece.

İlk nerede, kimden okuduğumu hatırlamıyorum ama soru aklımda kalmış.
Bugüne kadar Türkiye’de koronadan öldüğü açıklanan 44 bin kişi var…

İlk vakanın açıklandığı günden bu yana 14 ay geçtiğine göre, hastalığa bağlı aylık ortalama 3100 kişi hayatını kaybetmiş…

Bu da günde 104 kişi demek…
İl başına 1.3 ölü düşüyor.
Hesap ortada.

Peki bu işlemden çıkan tek kelimelik sonucun “pandemi” olması garip değil mi?
84 milyonluk Türkiye’de her ilden günde bir kişinin öldüğü bir sürece salgın denir mi?
Denirse, pandeminin olmadığı 2019 yılında niçin ülkeyi kapatmayı teklif etmemişler mesela?
Zira TÜİK verilerine göre o yıl grip vb. üst solunum yolu hastalıklarına bağlı ölümlerin sayısı 56 binmiş.

Bir de şahsi sorum var tabiplerimize…
Yılda 100 bine yakın vatandaşımızı kanserden kaybediyoruz. Günde her ilimizde yaklaşık dört kişi kanserden ölüyor.

Madem hastalıkları sıfırlamak gibi nafile bir çabanın içine girdiler… O halde insanların kirli şehir havasıyla, lokantalardaki, marketlerdeki kanserojen gıdalarla vs. temasını kesmek için de bir tam kapanma önerileri var mı?

***

ÇOK YARATICI, KİMİN FİKRİYDİ?

Turizm Bakanlığı’nın yayınladığı Türkiye tanıtım filminde, turizm çalışanları üzerinde “Tadını çıkarın, ben aşılıyım” yazan maskelerle görülüyordu.
Kimin “kreatif” önerisiyse tebrik ederim. Muhtemelen gelen tepkiler üzerine yayından kaldırılması da onun fikri olmalı..

Peki ya, bakanlığın bu lüzumsuzluğuna karşı “Turist istemiyoruz” kampanyası başlatanların sorunu ne? Onlar da Türk Tabipleri Birliği gibi, milyonlarca kişinin karnını doyuran turizm çarkı durmadan kendimizi aşağılanmamış hissetmemiz mümkün değil mi diyorlar?

***

BİDEN’LI GÜNLERE HOŞ GELDİNİZ
Geçen hafta Me’scid-i Ak’sa’da başlayan olayların ardından yaşananlara bakınca üçüncü intifada mı başlıyor diye sormadan edemiyor insan.
Zira yeni işbaşı yapan Bi’den yönetiminden güçlü şekilde “Arkanızdayız” mesajı alan Neta’nyahu, F’ilistin’e yönelik kara har’ekâtı başlattığını duyurdu.
Ölü sayısı şimdiden 128’i buldu…
Tr’ump, Te’l A’viv’in gazını birtakım sembolik adımlarla almayı başarmıştı. Biden ise görev süresinin başlarında önüne çıkan ilk provokasyonu İsra’il’den gelen operasyon talebine yeşil ışık yakmak için kullandı.

Kimse bu işin Filisti’n İs’rail çatışmasıyla sınırlı kalacağını düşünmesin.
ABD artık önümüzdeki dört yılda, Bid’en’ın işbaşına gelirken vaat ettiği gibi, Orta’doğu’da, coğrafyamızda daha çok varlığını hissettirecek.

Ve kuşkusuz, küresel merkez medyanın gazına gelip lincine ortak olanlar, Tr’ump’ı mumla arayacaklar.
Bitse de gitsek.

Sabah Gazetesi/ 15 Mayıs 2021

Yayım tarihi
Gündem olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir